25.4 C
Ankara
Pazartesi, Ağustos 15, 2022
spot_img

“Avrupa’da Enerji Sektörlerine Devlet Yardımı: Güncel 3 Örnek”-“State Aid to the Energy Sector in Europe: 3 New Examples”*

Dr. Fatih Cemil Özbuğday

TENVA Araştırma Merkezi Direktörü

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İktisat Bölümü

Avrupa Birliği’nde rekabet politikasının son zamanlarda öne çıkan ayaklarından biri de devlet yardımı kontrolüdür. Üye ülkelerin kendi endüstrilerine ve firmalarına teşvikler ve yardımlar vermek suretiyle serbest ticareti engellemelerinin önüne geçmek amacıyla, Avrupa Komisyonu pek çok yasal düzenleme çıkarmıştır.

Avrupa’da devlet yardımlarının kontrolü ile ilgili en temel yasal düzenlemeye Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın (Antlaşma) 107. Maddesinde rastlanmaktadır. Buna göre, üye ülkelerin kaynaklarını kullanmaları suretiyle yaptıkları, Avrupa Birliği’nin içsel pazarında rekabeti engelleyen veya rekabeti engelleme tehdidi bulunan, üye ülkeler arasında ticareti engelleyen devlet yardımları yasaklanmıştır. Aynı maddenin 3. Paragrafında ise devlet yardımının müsaade edilebileceği koşullar sıralanmaktadır. Söz konusu müsaadeyi ise Antlaşma’nın 108. Maddesi gereğince Avrupa Komisyonu (Komisyon) vermektedir. Komisyon’un incelediği ve izin verdiği devlet yardımlarının önemli bir kısmı da Avrupa Birliği (AB) ülkelerince enerji sektörüne verilmektedir.

Yakın zaman içerisinde Komisyon, bazı AB ülkeleri tarafından enerji sektörüne hatırı sayılır devlet yardımını öngören üç önemli yardım paketini onayladı. Bunlardan birincisi Birleşik Krallık’ın yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimini öngören, “Fark için Sözleşmeler” adı verilen 15 milyar Pound (19 milyar Euro) değerindeki yardım planı. Buna göre kıyıya yakın yerlerdeki rüzgârdan elektrik üretimi, fotovoltaik elektrik üretimi, atıklardan elektrik üretimi, küçük ölçekli hidro gücünden elektrik üretimi, çöp sahası ve kanalizasyon gazından elektrik üretimi gibi yerleşmiş teknolojiler, devlet desteği almak istiyorlarsa ortak bir yarışmada birbirlerine karşı rekabet edecekler. Öte yandan kıyıdan uzakta rüzgârdan elektrik üretimi, dalgadan elektrik üretimi, gelgitsel akımdan elektrik üretimi, anaerobik çürüme ile elektrik üretimi veya jeotermal enerjiden elektrik üretimi gibi daha az yerleşmiş, yeni ve yenilikçi teknolojiler ise daha fazla geliştirilmeleri için ayrılan bütçelerden faydalanacak, ancak ilerleyen zamanlarda teknolojiler arası rekabetçi yarışmalara dâhil olacaklar. Biyokütle dönüşüm fabrikaları ise 2017 yılına kadar desteklenecek sonrasında ise yerleşik teknoloji sayılıp sayılmamaları gerektiğine ilişkin yeniden bir değerlendirme yapılacak. Bu plan kapsamında verilecek olan yardım, referans olarak alınan toptan elektrik fiyatının üzerine değişken bir prim koymak suretiyle yapılacak. Söz konusu prim, öncesinden belirlenen işlem fiyatının (strike price) üzerinde olamayacak. Ödemeler ise enerji tedarikçilerine konulan vergiler yoluyla karşılanacak. Özetle, rekabet politikasından sorumlu komisyon yardımcısı Joaquín Almunia’ya göre söz konusu yardım planı, piyasa-temelli destek mekanizmalarıyla (teknolojiler arası rekabetçi yarışmalar sonucunda verilen destekler) tüketiciler için olası en düşük maliyete katlanarak (finansmanın tedarikçilere konulan vergilerle sağlanması) yenilenebilir enerjinin geliştirilmesini amaçlamakta. Son zamanlarda Komisyon’un onayladığı, Avrupa’da enerji sektörüne yardımı öngören planlardan bir başkası da Birleşik Krallık Kapasite Piyasası elektrik üretimi planı. Buna göre, üretim yeterliliğini sağlayacak kapasite düzeyini satın almak için Sistem Operatörü yıllık merkezi yarışmalar düzenleyecek. İlk yarışma ise 2018/2019 yılı için 53.3 GW’lık kapasite ihtiyacını karşılamak üzere 2014 Aralık’ta yapılacak. Yarışmayı kazanan firmalar kapasite anlaşmasının süresi boyunca düzenli bir ödeme alırken bunun karşılığında elektrik sisteminin baskı altında olduğu zamanlarda kapasite sunacaklar. Söz konusu ödeme kapasite tedarikçilerinin sözleşmesinde yazan kapasite miktarıyla orantılı olarak yapılırken, yardım planının finansmanı ise elektrik tedarikçilerine konulan vergilerle sağlanacak.

Komisyon’un onayladığı enerji sektörüne devlet yardımını öngören son yasal düzenleme ise 2014 Alman Yenilenebilir Enerji Kanunu (Kanun). Kanun, temel olarak yenilenebilir enerjiden ve madencilik gazından elektrik üretimini desteklemekte. 1 Ağustos tarihinde yürürlüğe giren Kanun’a göre, yenilenebilir enerjiden elektrik üretimini desteklemek için yıllık yaklaşık 20 milyar Euro’luk bir bütçe ayrılmış. Kanun’a göre, yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretenler ürettikleri elektriği piyasada satmaya zorunlu olacaklar. Üreticilere verilen destekler ise elektriğin piyasa fiyatının üzerine konulan bir prim biçiminde olacak. Bu desteklerin finansmanı ise nihai tüketicilere elektrik sağlayan tedarikçiler ve kişisel tüketim için elektrik üreten oto-üreticiler tarafından karşılanacak.

Değerlendirme

Yukarıda sözü edilen yardım planları incelendiğinde enerji sektörüne verilen devlet yardımlarının toplamının devasa miktarlarda olduğunu görmekteyiz. Görünen o ki, Avrupa karbonsuz bir ekonomi yaratmada kararlılığını devam ettiriyor. Devlet yardımı gibi son derece politik, hassas, Avrupa Birliği’ni çatırdatma potansiyeline sahip bir aracı, enerji politikalarının uygulanmasında hala etkin olarak kullanması bunun bariz bir göstergesi. Öte yandan enerji sektörüne devlet yardımlarının verilmesinde piyasa temelli mekanizmaların kullanılması ve özendirilmesinde de bir genişleme söz konusu. İngiltere’de olduğu gibi elektrik üreticilerinin devlet desteği ararken artık sadece aynı teknolojiyi kullanan rakiplerle değil de farklı teknolojilerden üretim gerçekleştirenlerle de rekabet etmesi –yani farklı üretim teknolojileri arası rekabet- zorunluluğu firmaları daha etkin teknolojilere yöneltecektir. Bütün bu piyasa tasarımının ardından bazı üretim teknolojilerinin bütünüyle tercih dışı olup olmayacağı iktisat yazını açısından da ilginç bir araştırma konusu.

Bütün bu yardımların finansmanının genel olarak elektrik tedarikçilerine konulan vergiler yoluyla sağlanmasınınsa bizleri aldatmaması gerekir. Biz mikroekonomistler biliyoruz ki, eğer talep esnekliği çok düşük bir ürüne vergi konulursa vergi yükü çoğunlukla alıcı tarafından karşılanır. Elektriğin talep esnekliğinin de neredeyse 0 olduğu, yani talebin inelastik olduğu şu durumda, her ne kadar tüketicilere olan maliyetin çok yüksek olmadığı öne sürülse de, söz konusu vergi yükünün, dolayısıyla da devlet desteğinin finansmanının, İngiliz ve Alman elektrik tüketicileri tarafından karşılanacağını söylemek yanlış olmayacaktır.

*”This article has been written in Turkish”

TENVAhttps://www.tenva.org
Türkiye Enerji Vakfı (TENVA), enerji kaynakları, teknolojileri, politikaları ve enerji piyasalarında gerçekleşmekte olan ulusal ve uluslararası gelişmelere aktif katkı sunmak için 2012 yılında faaliyetlerine başladı. Enerji sektörüne özel Türkiye'nin ilk ve tek düşünce kuruluşu olmanın verdiği ağırlıkla çalışmalarını gerçekleştiren TENVA bünyesinde; Enerji Teknolojileri ve Sürdürülebilirlik Araştırma Merkezi, Uluslararası Enerji Politikaları ve Diplomasisi Araştırma Merkezi, Enerji Piyasaları ve Düzenleyici İşlemler Araştırma Merkezi yer almaktadır. TENVA, dünya piyasalarındaki eğilimler ve politik gelişmeler dikkate alınarak; uluslararası bir bakış ve disiplinler arası bir anlayış ile sektörü ele alıyor ve bu anlayış çerçevesinde 2013 Haziran ayından bu yana aylık olarak Enerji Panorama dergisini yayınlıyor.

Benzer

Sosyal Medya

513BeğenenlerBeğen
431TakipçilerTakip Et
13,019TakipçilerTakip Et

Haber bültenimize abone ol

E-Bülten abonemiz olun, enerji sektörüne dair en güncel haberler ve duyurular her hafta e-posta adresinize gelsin.

En Son Haberler