11.3 C
Ankara
Saturday, December 3, 2022
spot_img

ELEKRİK PİYASASI KAPSAMINDA ÜRETİCİLERE YÖNELİK TEŞVİK VE DESTEK MEKANİZMALARI

Elektrik Enerjisinin Önemi

2021 yılının ilk aylarında ABD’de yaşanan soğuk hava koşulları ve afet birçok eyalette çok geniş çaplı elektrik kesintilerine sebep olmuştur. Forbes sitesinde yer alan habere göre; elektrik kesintisi ve doğa olayları sebebiyle ABD’nin iç üretiminin yüzde 40’ı yani günlük 4 milyon varil ham petrol üretimi durdurulmuştur. Bunun yanında günlük 6 milyon varil rafineri kapasitesi durdurulmuştur. ABD’nin toplam doğal gaz üretiminin yüzde 20’sine yakın gaz üretimi de durdurulmuştur. Elektrik kesintisi nedeniyle binlerce gaz istasyonu ise faaliyetine ara vermiştir. Tüm bunlar da gösteriyor ki petrolden ve doğal gazdan daha önemli olan elektriğin, dünyanın en büyük enerji kaynağı olduğudur [1]. Küresel ısınmanın had safhada olduğu ve iklim değişikliklerinin yaşandığı günümüzde elektrik kesintilerinin sık sık gerçekleşeceği beklenmektedir. Artık arz güvenliği stratejileri hazırlanırken, elektrik arz güvenliği için de yeni stratejilerin geliştirilmesi gerekmektedir.

Günümüzde dünyada en hızlı gelişme gösteren enerji formu, elektriktir. Özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde toplumların gelişmeleri ve hayat standartları; elektrik sistemlerinin gelişmesiyle, kişi başına elektrik tüketimleriyle ve enerji yoğunluklarıyla ölçülmektedir.

Elektrik enerjisi, enerjiye doymuş gelişmiş ülkelerde bile talebi devamlı artan bir enerji çeşididir. Uzun yatırım dönemi, kapasite gelişimi konusunda en az 3-4 yıl önceden geleceğe yönelik tahminleri gerçekçi olarak yapılmasını ve tedbir alınmasını gerektirmektedir. Talep artışına paralel olarak tespit edilen yatırımların boyutu ve finansman ihtiyacı, bu alanda yapılması gereken yatırımların güvence altına alınmasının istendiği bir sektördür.

Günümüzde elektrik, Türkiye’nin toplam nihai enerji talebinin beşte birini karşılamaktadır. Bu, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne (OECD) üye, daha gelişmiş ülkelerdeki orandan daha düşüktür. Türkiye’nin nüfusu ve ekonomisi büyüyüp, elektrik piyasası genişledikçe, elektrik payının da artması beklenmektedir. Hâlihazırda Türkiye, Avrupa’da elektrik tüketimi açısından altıncı büyük piyasa konumundadır ve yakın gelecekte ilk dörde girmesi beklenmektedir [2].

Enerji Politikaları Perspektifinde Elektrik Piyasası

Enerji sektöründe gerek maliyet ve fiyat artışları, gerekse artan elektrik enerjisi talepleri çerçevesinde, birçok ülkede arz güvenliğinin sağlanması konusunda yeni tedbirler alınmakta; mevcut piyasa yapıları ve kuralları, -deneyimler ve karşılaşılan sorunlar çerçevesinde- yenilenmekte, piyasa mekanizmaları arz güvenliğini sağlayacak tedbirlerle de güçlendirilmektedir.

Enerji kaynaklarının herkese yeterli, kaliteli, düşük maliyetli, güvenli ve çevre konusundaki duyarlılıkları dikkate alan bir şekilde sunulması temel amaçtır. Hızlı nüfus artışı ile gelişmekte olan Türkiye’nin de dünya ortalamasının üzerinde gerçekleşmeye devam eden talep artışı ve buna bağlı olarak artan yatırım ihtiyacı, devamlı yeni tedbirlerin alınmasını zorunlu kılmıştır.

Türkiye’nin enerji politikaları; enerji arz güvenliği, alternatif enerji kaynakları, kaynak çeşitliliği, yerli ve yenilenebilir kaynakların ekonomiye kazandırılması, sürdürülebilirlik, enerji piyasasındaki serbestleşme ve enerji verimliliğini esas almaktadır. Ekonominin yüksek ve istikrarlı büyüyebilmesi için mümkün olan bütün yerli kaynakların enerji üretimi amacıyla değerlendirilmesi öncelikli bir husus olarak belirlenmiş ve son dönem Kalkınma Planları’nda ve Strateji Planları’nda yerli kaynakların enerji üretimindeki payının arttırılması suretiyle, enerjide dışa bağımlılığın azaltılması amaçlanmıştır.

2001 yılından sonra serbestleşen Elektrik Piyasasında üretim yatırımlarının özel sektör tarafından yapılması öngörülmektedir. Ancak özellikle büyük ölçekli yatırımlar için yatırımcıların ve ihtiyaç duyulan dış finansman desteğinin sağlanabilmesi için yatırım ortamının Kamu tarafından oluşturulması gerekmektedir.

2023 yılı hedefleri çerçevesinde yerli kömür potansiyelinin tamamının elektrik üretim amaçlı kullanılması hedeflenmiştir. Bu kapsamda kömür aramalarına hız verilerek, rezervlerin arttırılması ve yerli kömürlere dayalı elektrik üretim tesisi yatırımlarına yönelik teşvik uygulamaları da devam etmektedir. Ülke enerji politikalarında öncelikli olması nedeniyle, elektrik üretimindeki payı giderek artan rüzgâr ve güneş enerjisi santrallerinin, iletim sisteminde oluşturduğu olumsuz etkileri en aza indirecek şekilde işletilmesine imkân verecek pompaj hidroelektrik santralleri (PHES) gibi hibrit tesisler olarak projelendirilme uygulamaları giderek yaygınlaşmaktadır. Söz konusu hibrit sistemler birincil ve ikincil mevzuatlarla desteklenmiş olup, RES ve GES’ler gibi yenilenebilir enerji kaynakları ile üretim yapan tesislere yeterli teşvik verilmesi sağlanmıştır.

Elektrik Piyasası Kapsamında Destek Mekanizmaları ve Üreticilere Verilen Teşvikler

Türkiye elektrik piyasasında teşvik ve destek uygulamalarının; vergi teşvikleri, araziye ve şebeke bağlantısına öncelikli erişim, alım ve tarife garantileri de dahil olmak üzere, çeşitli biçimleri bulunmaktadır. Bunun yanında tüketicilere yönelik olarak düşük gelirli hane halklarına verilen elektrik ve kömür destekleri bulunmaktadır. Piyasa kapsamında en yaygın kullanılanı ise yatırımcıları desteklemek amacıyla sübvansiyonlar ve destek mekanizmalarını uygulamaktır.

Piyasa kapsamında verilen teşviklerle doğal kaynaklar ve yenilenebilir enerji kaynakları büyük ölçüde desteklenmektedir. Kamu tarafından bu yöndeki taleplere olumlu cevap verilmiş olup, özellikle elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklı üretim tesislerine verilen sübvansiyonların uzun bir süre daha devam ettirilmesi beklenmektedir.

Elektrik üretim sektöründe uygulanan belli başlı sübvansiyonlar ve alım garantili teşvikler şöyledir:

Yakıt Maliyeti Destekleri:  Elektrik üreticilerine BOTAŞ tarafından sübvansiyonlu doğal gaz tarifeleri kapsamında yakıt maliyet desteği verilmektedir. Bu kapsamda, 2021 yılı içerisinde doğal gaz kaynaklı santrallere yapılan yakıt desteği tutarı yaklaşık 13 milyar TL olmuştur.

YEKDEM: 2005 yılında Yenilenebilir Enerji Kanunu yürürlüğe girerek; işletmeye giren yenilenebilir enerji kaynaklı santrallere 10 yıl süre ile teşvik verilmesi sağlanmıştır. Ayrıca işletmeye giren santrallerin yerli aksamları için de 5 yıl süreli teşvik uygulaması yapılmıştır. 30 Ocak 2021 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan yeni karara göre; 1 Temmuz 2021-31 Aralık 2025 tarihleri arasında işletmeye girecek yenilenebilir enerji kaynaklı tesisler için 10 yıl YEKDEM fiyat uygulama süresine, 5 yıl yerli katkı uygulama süresine ve yeni teşviklerin de TL kuruş cinsinden olmasına karar verilmiştir. Yeni fiyatlar; GES ve RES için 32 kr/kWh, HES için 40 kr/kWh, JES için 54 kr/kWh, çöpgazı/lastik için 32 kr/kWh, biyometanizasyon için 54 kr/kWh ve doğrudan yakma için 50 kr/kWh olarak uygulanmaktadır. Üretim tesislerinde yerli ekipman kullanılması halinde 5 yıl boyunca 8 kuruş/kWh düzeyinde ek destek sağlanmaktadır.

2020 yılında, YEKDEM’den yararlanan santrallerin kurulu gücü bir önceki yıla göre 564 MW artarak 21.146 MW olurken, üretim miktarı ise 73.482.224 MWh olmuştur. Bahsi geçen yıl YEKDEM kapsamında rüzgâr, hidroelektrik, jeotermal, biyokütle ve güneş enerjisi kaynaklarından elde edilen elektriğe 49,17 milyar lira teşvik desteği verilmiştir. 2021 yılında lisanslı olarak 910 santral ve 680 farklı şirket, lisansız olarak 7.746 santral ve binlerce şirket YEKDEM mekanizmasından faydalanmıştır. 2021 yılı üretim miktarı ise 74.156.245 MWh olmuştur. Aynı yıl YEKDEM kapsamında bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 25’lik bir artış ile 61,44 milyar lira teşvik desteği verilmiştir [3,4].

YEKDEM maliyetleri ise Kamu bütçesinden karşılanmayıp, piyasa dinamiklerinden karşılanmaktadır. Yani maliyetler, elektriği kullanan son kaynak tedarik tarifesi ve düzenlemeye tabi tarifeler yoluyla elektrik abonelerine yansıtılmaktadır. Son kaynak tedarik tarifesine tabi (yıllık tüketimi 7 milyon kWh ve üstünde olan) tüketiciler ile düzenlemeye tabi tarifeler kapsamındaki tüm aboneler (dağıtım sisteminden beslenen mesken, ticarethane, sanayi, tarımsal sulama ve aydınlatma amaçlı tüketiciler ile iletim sisteminden beslenen yıllık tüketimi 7 milyon kWh’in altında olan tüketiciler) olmak üzere iki ana grup tarafından ödenmektedir.

Yerli Kömür Kaynaklı Santrallere Teşvik Uygulanması: 2016 yılında Bakanlar Kurulu Kararıyla; yerli kömür kaynaklarından üretilen elektrik maliyetlerinin piyasada oluşan elektrik satış bedellerinin altında kaldığı gerekçesiyle bu santrallerin üretimlerinin yüzde 50’lik kısmının Kamu tarafından satın alınması kararlaştırılmıştır. Yeni kurulan yerli kömür santralleri ile özelleşen termik santrallerin üretimine destek amaçlı alınan bu kararda, mülga TETAŞ tarafından her sene enflasyona göre belirlenecek bir fiyatla satın alınmasını temin edecek düzenlemeler yapılmıştır. Alım garantisi 7 yıl (2024 yılsonuna kadar) olarak belirlenmiştir. 2021 yılı için EÜAŞ tarafından alınacak elektrik birim fiyatı minimum 50 dolar/MWh, maksimum ise 55 dolar/MWh olarak açıklanmıştır. Aynı yıl yerli kömür kaynaklı santrallere teşvik kapsamında yaklaşık 5,8 milyar TL ödeme yapılmıştır [5].

Yerli kömürden üretilen elektriğe sabit fiyatla alım garantisi desteğine ilaveten özelleştirmeler sonrası santral satın alan veya rödovans yöntemi ile saha alarak yerli kömür yakıtlı santral kuran şirketlere de Çevre İzni belgeleri olması halinde, satış tarifelerine % 3 fiyat farkı uygulaması başlatılmıştır.

Kapasite Mekanizması Uygulaması: 2018 yılında çıkarılan Kapasite Mekanizması Yönetmeliği ile yerli kömür, doğal gaz ve yerli kömür de yakması halinde ithal kömür santrallerinin maliyetleri piyasada oluşan fiyatın, kaynak çeşidine göre hesaplanan maliyetin altında kalması halinde, üretim yapmadıkları süre için bir bütçe sınırları içinde TEİAŞ tarafından ilave ödeme yapılması imkânı getirmiştir. Daha sonra yapılan değişiklikle hidroelektrik santralleri de bu kapsama alınmıştır. Burada amaç; Sistem İşletmecisinin (TEİAŞ), elektrik piyasasında arz güvenliğinin temini için gerekli yedek kapasite de dâhil olmak üzere yeterli kurulu güç kapasitesinin oluşturulması ve muhafazası için yıllık olarak belirlenen bütçe dahilinde üretim lisansı sahibi tüzel kişilere kapasite ödemesinin yapılmasıdır.

2020 yılında 15 tanesi doğal gaz santrali, 15 tanesi yerli kömür santrali, 5 tanesi ithal ve yerli kömür karışık santral ve 10 tanesi de hidroelektrik santral için toplam 2,2 milyar TL teşvik uygulanmıştır.  2021 yılı kapasite mekanizması ödemesi için TEİAŞ tarafından 2020 yılına göre yüzde 18,2 artış yapılarak toplam 2,6 milyar TL kaynak ayrılmıştır. Ancak yılsonunda ödenen kapasite miktarı toplam 2,85 milyar TL olmuştur. 2022 yılı bütçesi ise 3 milyar olarak belirlenmiştir. Bu yılın ilk üç ayında 605 milyon ödeme gerçekleştirilmiştir [5].

Sonuç

Serbest bir piyasanın gelişebilmesi için uygulamada bazı teşvik araçlarına sektör her zaman ihtiyaç duymaktadır. Kredi kuruluşları, enerji sektörüne kredi temin ederken “Hazine Garantili Projeleri” tercih etmektedirler. Bu da sektörü olumsuz yönde etkilemekte ve tesis fiyatı ve üretim maliyetinin piyasa koşullarında serbest bir şekilde oluşmasına engel olmaktadır. Bu nedenle, kredi veren kuruluşların da zor durumda bırakılmadan, sektörün desteklenmesinin yöntemleri araştırılmalıdır.

Yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmak isteyen şirketler, her kaynak için ayrı sübvansiyonlar istemekte, bu sübvansiyonların verilmesi ise Kamu’ya büyük mali yükler getirmektedir. Devlet desteğini görmeyen yatırımcılar ise proje üretmekten uzak durmaktadırlar. Bununla birlikte Uluslararası Enerji Ajansı tarafından Türkiye için hazırlanan son yıllardaki ülke raporlarında; Türkiye enerji politikaları için sübvansiyonların ve EÜAŞ’ın satın alma garantileri gibi enerji piyasası destek mekanizmalarının aşamalı olarak azaltılması gerektiği vurgulanmaktadır.

Enerji sektörü en kârlı yatırım sektörlerinden biri olmasına rağmen, diğer hiçbir sektörde, enerji sektöründe olduğu gibi teşviklerden veya diğer anlamda alım garantilerinden bahsedilmemektedir. Örneğin bir şeker fabrikası, demir-çelik fabrikası veya başka üretim yapan herhangi bir tesisin özelleştirilmesinde hiçbir zaman yatırımcılar veya finans kuruluşları tarafından alım garantileri sorulmamaktadır. Oysa enerji tesisi alan veya yapan her yatırımcı veya finans sektörü ilk önce alım garantisini sormakta, teşvik veya farklı destekleme mekanizmaları istemektedirler.

Ülkede elektrik fiyatlarının düşmemesinin önemli nedenlerinden biri özellikle yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklı santrallere uygulanan sübvansiyonlardır. Üstelik tüm bu destekler son kullanıcılar tarafından ödenen ulusal elektrik tarifesi üzerinden finanse edilmektedir. Santrallerin teşvik süresi bitmiş olduğunda, normal piyasa koşullarında üretim yapacaklardır. Bu durumda; hammadde maliyetleri olmayan, işletme maliyetleri de son derece düşük olan söz konusu santrallerin, işletmelerinin ilk 10 yılında da kendilerini amorti ettikleri düşünülürse, ürettikleri elektrik enerjisini çok ucuza satabileceklerdir. Böyle olması durumunda piyasadaki elektrik fiyatlarında bir düşüş beklentisi oluşabilecektir. Ancak söz konusu mekanizmaların uzun süre daha devam edeceği öngörülmektedir.

Kaynaklar

1-Forbes, For Energy Security, Power Is The New Oil,

2-https://www.forbes.com/sites/thebakersinstitute/2021/02/25/for-energy-security-power-is-the- new-oil/?sh=4f3230fa1a7bTürkiye Enerji Sektöründe Fiyatlandırma ve Piyasa Dışı Fon Akışları, SHURA Enerji    Dönüşüm Merkezi, 2019    

3-EPDK 2020 ve 2021 Yılları Elektrik Piyasası Gelişim Raporu, https://www.epdk.gov.tr/Detay/Icerik/3-0-24-3/elektrikyillik-sektor-raporu

4-Yekdem’e Dair Bilinmesi Gerekenler, Solar 3GW, 2021

5-2022 Yılı Türkiye Enerji Görünümü, Makine Mühendisleri Odası Enerji Çalışma Grubu.

TENVAhttps://www.tenva.org
Türkiye Enerji Vakfı (TENVA), enerji kaynakları, teknolojileri, politikaları ve enerji piyasalarında gerçekleşmekte olan ulusal ve uluslararası gelişmelere aktif katkı sunmak için 2012 yılında faaliyetlerine başladı. Enerji sektörüne özel Türkiye'nin ilk ve tek düşünce kuruluşu olmanın verdiği ağırlıkla çalışmalarını gerçekleştiren TENVA bünyesinde; Enerji Teknolojileri ve Sürdürülebilirlik Araştırma Merkezi, Uluslararası Enerji Politikaları ve Diplomasisi Araştırma Merkezi, Enerji Piyasaları ve Düzenleyici İşlemler Araştırma Merkezi yer almaktadır. TENVA, dünya piyasalarındaki eğilimler ve politik gelişmeler dikkate alınarak; uluslararası bir bakış ve disiplinler arası bir anlayış ile sektörü ele alıyor ve bu anlayış çerçevesinde 2013 Haziran ayından bu yana aylık olarak Enerji Panorama dergisini yayınlıyor.

Benzer

Sosyal Medya

513BeğenenlerBeğen
431TakipçilerTakip Et
13,213TakipçilerTakip Et

Haber bültenimize abone ol

E-Bülten abonemiz olun, enerji sektörüne dair en güncel haberler ve duyurular her hafta e-posta adresinize gelsin.

En Son Haberler