Elektrik Dağıtım Sistemlerinde Kayıp Oranları, Bölgesel Farklılıklar, Yapısal Sorunlar ve Politika Önerileri

0
5169

Harun ŞAHİN                                             Mücahit SAV

Elektrik Yüksek Mühendisi                           Makine Yüksek Mühendisi

TEİAŞ Genel Müdürlüğü                              EÜAŞ Genel Müdürlüğü

1. Giriş

Elektrik enerjisi, günümüz dünyasında üretimden tüketiciye kadar uzanan süreçte vazgeçilmez bir unsur olarak, ülkelerin kalkınma stratejilerinde öncelikli konumda yer almaktadır. Enerji sektöründe yaşanan kayıplar, özellikle elektrik dağıtım sistemlerinde ortaya çıkan yüksek oranlı enerji kaçakları ve teknik verimsizlikler, milli kaynakların önemli bir kısmının israfına yol açmakta, ülke ekonomisine doğrudan ve dolaylı ağır maliyetler yüklemektedir.

Bu kapsamlı çalışma, Türkiye’de elektrik dağıtım sistemlerinde yaşanan kayıp oranlarını 2024 yılı verileri ışığında bölgesel farklılıklar temelinde analiz etmektedir. Yapılan analizde; kayıp oranlarının bazı dağıtım bölgelerinde % 4-6 civarında seyretmesine karşın, doğu ve güneydoğu bölgelerinde % 25’i, hatta % 35-40 seviyelerini aşan oranlara ulaşması dikkat çekici bir tablo ortaya koymaktadır. Bu durum, yalnızca altyapı eksiklikleriyle açıklanamayacak kadar karmaşık; sosyoekonomik zorluklar, yetersiz hukuki yaptırımlar, denetim ve güvenlik zaafiyetleri gibi çok yönlü etkenlerle beslenen kronik bir problemdir. Ayrıca söz konusu durum, enerji politikalarının etkinliği ve ülke genelinde adil kaynak kullanımı açısından önemli bir tartışma alanı oluşturmaktadır.

Söz konusu bu çalışmanın amacı; Türkiye’de elektrik dağıtım sistemlerindeki kayıp oranlarının bölgesel farklılıklarını derinlemesine analiz etmek, yaşanan yapısal sorunları ortaya koymak ve enerji verimliliği ile toplumsal adaleti artırmaya yönelik politika önerileri geliştirmektir. Böylece, Türkiye’nin enerji alanında karşılaştığı önemli bir sorun olan kayıpların azaltılması için hem bilimsel literatüre hem de politika yapıcılar için yol gösterici nitelikte kapsamlı bir kaynak oluşturulması hedeflenmektedir.

2. Elektrik Kayıpları

Elektrik dağıtım sistemlerinde kayıplar, enerji sektörünün verimliliği ve ekonomik sürdürülebilirliği açısından kritik bir göstergedir. Kayıplar yalnızca teknik bir olgu olarak değerlendirilemeyecek kadar çok boyutlu bir yapıya sahiptir; aynı zamanda sosyal, ekonomik, yönetsel ve hukuki faktörlerle de doğrudan ilişkilidir.

Elektrik kayıplarının iki temel bileşeni bulunmaktadır; teknik ve teknik olmayan kayıplar. Elektrik kayıplarının türlerinin doğru bir şekilde ayrıştırılması ve kavramsal çerçevenin netleştirilmesi, çözüm stratejilerinin belirlenmesi açısından kritik öneme sahiptir. Teknik kayıplar mühendislik ve altyapı yatırımları ile minimize edilebilirken; teknik olmayan kayıplar hukuki, idari, sosyal ve teknolojik bütüncül politikalarla yönetilmelidir. Bu nedenle, Türkiye’de kayıp oranlarını azaltmaya yönelik politika önerileri, bu iki tür kaybın özelliklerine göre farklılaştırılmalı ve bölgesel farklılıklar dikkate alınarak tasarlanmalıdır.

Teknik kayıplar; iletim ve dağıtım altyapısının fiziksel özellikleri ve teknolojik eksikliklerinden kaynaklanan doğal verimsizliklerdir. Elektrik enerjisinin üretimden tüketiciye ulaşana kadar geçen süreçte fiziki ve mühendislik kaynaklı nedenlerle doğal olarak meydana gelen kayıplar olmasına rağmen, doğru mühendislik önlemleri ve teknolojik yatırımlarla minimize edilebilen kayıplardır. Gelişmiş ülkelerde bu kayıplar, dağıtım sisteminin % 4-7 bandında tutulabilmektedir.

Söz konusu kayıplar, yüksek voltaj hatları, trafo merkezleri ve dağıtım şebekelerinin fiziksel özellikleri ile doğrudan ilişkilidir. Trafo ve iletim ekipmanlarının bakım ve modernizasyonunun yetersiz olması, enerji kayıplarını artırmaktadır. Şebeke üzerindeki ölçüm ve izleme sistemlerinin eksikliği, kayıpların doğru bir şekilde tespit edilmesini ve azaltılmasını engellemektedir. Ayrıca, enerji talebinin doğru öngörülememesi, aşırı yüklenmeler ve dengesiz dağıtım, sistemde direnç kaynaklı kayıpları artırmaktadır. Plansız şehirleşme ve düzensiz abone dağılımı da, enerji iletim hatlarının etkin kullanımını engellemekte ve teknik kayıpların artmasına neden olmaktadır.

Eski veya yetersiz trafo merkezleri, elektrik iletiminde verim kaybına yol açmaktadır. Dağıtım hatlarının uzunluğu ve hat kesitlerinin yetersizliği, direnç ve ısı kayıplarını artırmaktadır. Özellikle kırsal ve dağlık bölgelerde, hat uzunluklarının fazlalığı ve planlı altyapı eksikliği teknik kayıpları yükseltmektedir.

Teknik olmayan kayıplar; esas olarak kaçak elektrik kullanımı, usulsüz abonelikler, sayaç manipülasyonları ve tahsilat sorunları gibi insan kaynaklı nedenlerden ortaya çıkmaktadır. Elektrik sayaçlarına müdahale edilmesi, ölçüm sistemlerinin atlatılması veya kayıt dışı kullanım; teknik olmayan kayıpların başlıca nedenleri arasında yer almaktadır. Bu durum, yalnızca gelir kaybına yol açmakla kalmamakta, enerji sektöründe adaletsizliği ve haksız mali yük paylaşımını artırmakta, dolayısıyla sadece enerji sektörünü değil, aynı zamanda kamu maliyesini, yatırım ortamını ve sosyal yapıyı da olumsuz etkilemektedir.

Türkiye’de bazı bölgelerde yaşanan yüksek kayıp oranlarının temel nedeni de, özellikle teknik olmayan kayıpların yaygınlığıdır. Sosyoekonomik olarak dezavantajlı bölgelerde enerji kaçakçılığının zorunluluk veya alışkanlık haline gelmesi, bu sorunun sosyal boyutunu ortaya koymaktadır. Abonelik kaydı olmadan şebekeye enerji bağlanması, sayaca müdahale edilmesi veya illegal bağlantılar yoluyla enerji çekilmesi ve kaçak kullanımı, özellikle gelir düzeyi düşük ve denetimi zayıf bölgelerde yaygınlaşmaktadır.

Enerji dağıtım şirketlerinin tahsilat mekanizmalarının etkin çalışmaması veya gecikmesi, teknik olmayan kayıpları da büyütmektedir. Denetim mekanizmalarının yetersizliği, caydırıcı cezaların uygulanmaması ve sahada güvenlik risklerinin yüksek olması, bu kayıpların kronikleşmesine yol açmaktadır.

3. Bölgesel Kayıp Oranlarının Analizi

Elektrik kayıplarının hala bazı bölgelerde yüksek seyretmesi yalnızca ekonomik kayıp değil, aynı zamanda milli kaynakların israfı ve toplumsal adaletin zedelenmesi anlamına gelmektedir. Türkiye’nin enerji alanında sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşabilmesi, verimli ve adil bir enerji dağıtım sisteminin tesisine bağlıdır. Bu bağlamda, kayıp oranlarının makul düzeylere çekilmesi, stratejik bir devlet politikası olarak ele alınmalı ve multidisipliner, kararlı yaklaşımlarla çözülmelidir.

Elektrik dağıtım özelleştirmelerinin tamamlandığı 2013 yılında ülke ortalaması yüzde 15,9 seviyesinde olan kayıp kaçak oranı, 2024 yıl sonu itibarıyla yüzde 10’nun altına düşerek ortalama yüzde 9’a kadar gerilemiştir.

Tablo 1: 2023 ve 2024 yılları hedeflenen ve gerçekleşen kayıp oranları (Kaynak: EPDK)

Dağıtım ŞirketiGerçekleşen Kayıp OranıHedef Kayıp OranıHedef-Gerçekleşen Kayıp Oranı Farkı
202320242023-2024 Değişim20242024
ADM5,54%5,51%-0,03%6,74%1,23%
AKDENİZ7,44%8,06%0,62%7,38%-0,68%
AKEDAŞ14,13%3,63%-10,50%8,43%4,80%
ARAS16,61%14,53%-2,08%19,38%4,85%
AYEDAŞ4,74%4,36%-0,38%6,53%2,17%
BAŞKENT5,60%5,05%-0,55%6,85%1,80%
BOĞAZİÇİ6,29%6,17%-0,12%7,28%1,11%
ÇAMLIBEL6,61%7,21%0,60%6,91%-0,30%
ÇORUH6,43%6,35%-0,08%7,30%0,95%
DİCLE42,79%37,62%-5,17%43,98%6,36%
FIRAT10,94%8,82%-2,12%9,78%0,96%
GDZ5,24%5,41%0,17%6,74%1,33%
KAYSERİ8,09%5,92%-2,17%6,97%1,05%
MERAM5,77%5,71%-0,06%6,74%1,03%
OSMANGAZİ6,94%6,98%0,04%7,04%0,06%
SAKARYA5,56%5,73%0,17%6,69%0,96%
TOROSLAR12,06%9,09%-2,97%11,41%2,32%
TRAKYA4,92%4,91%-0,01%6,41%1,50%
ULUDAĞ5,16%5,02%-0,14%6,39%1,37%
VANGÖLÜ32,35%25,04%-7,31%38,39%13,35%
YEŞİLIRMAK6,54%6,18%-0,36%7,26%1,08%

Dağıtım şirketleri bazında 2023 ve 2024 yılları hedeflenen ve gerçekleşen kayıp değerleri yukarıdaki tabloda gösterilmiştir. Tabloya bakıldığında; 21 dağıtım şirketinden Akdeniz EDAŞ ve Çamlıbel EDAŞ haricinde tamamının 2024 yılı için hedeflenen kayıp oranını tutturduğu görülmektedir. Akedaş EDAŞ, Fırat EDAŞ ve Toroslar EDAŞ bölgelerinde 2023 yılı başlarında gerçekleşen deprem afeti sebebiyle kayıp verileri ciddi oranda etkilenmiştir. Yine de, dağıtım şirketlerinin kayıp hedefleri bakımından 2024 yılında genel anlamda başarılı bir performans sergiledikleri görülmektedir. Hedefe göre en yüksek fark sırasıyla Vangölü EDAŞ (% 13,35), Dicle EDAŞ (% 6,36) ve Aras EDAŞ (% 4,85) dağıtım bölgelerinde gerçekleşmiştir.

2024 yılı verilerine göre, Türkiye genelinde elektrik dağıtım bölgelerinde gerçekleşen kayıp oranları ciddi bir bölgesel farklılık arz etmektedir. Aşağıda gösterilen harita verilerinde; en yüksek kayıp oranları % 37,62 ile Dicle, % 25,04 ile Vangölü ve % 14,53 ile Aras bölgelerinde gerçekleşmiştir. En düşük kayıp oranları % 3,63 ile Akedaş, % 4,36 ile İstanbul Anadolu Yakası, % 4,91 ile Trakya dağıtım bölgelerinde gerçekleşmiştir. Bu tablo; Türkiye’de elektrik kayıplarının homojen dağılmadığını açıkça göstermektedir. Batı ve kuzey bölgelerinde kayıp oranları nispeten düşük seviyelerde seyretmekteyken, doğu ve güneydoğu bölgelerinde kayıplar kayda değer oranda artış göstermektedir.

Şekil 1. Gerçekleşen Kayıp Oranları (Kaynak: ELDER)

Bu farklılıklar sadece enerji verimliliği sorununu değil, aynı zamanda ülke genelinde kaynakların adil dağıtımı, enerji politikalarının etkinliği ve toplumsal adalet gibi çok boyutlu sorunları da gündeme getirmektedir. Zira bazı bölgelerde kaçak kullanım; ekonomik zorunluluk veya sosyal alışkanlık olarak görülmeye başlanmıştır. Dolayısıyla bu durum, teknik olmayan kayıpları yalnızca ekonomik bir sorun olmaktan çıkarıp, sosyal ve kültürel boyutları olan bir yapısal sorun hâline getirmektedir.

Elektrik kayıpları enerji sektörünün yanı sıra devlet bütçesini, sanayi ve üretim maliyetlerini ve kaynakların etkin kullanımını etkilemektedir. Dürüst tüketiciler, teknik olmayan kayıpların yüksek olduğu bölgelerdeki kaçak kullanım yapanlarla aynı maliyeti paylaşmak zorunda kalmakta; bu durum da ekonomik ve toplumsal adaletsizliği artırmaktadır.

Ülkemiz Elektrik Piyasasında halen dağıtım bölgeleri arası maliyet farklılıkları nedeniyle var olan fiyat farklılıklarının eşitlenmesi ve ulusal bir tarifenin sunulması için fiyat eşitleme mekanizması uygulanmaktadır. Tüm dağıtım şirketleri fiyat eşitleme mekanizması içerisinde yer almaktadır. Ulusal tarifede çapraz sübvansiyon uygulanarak herhangi bir bölgede oluşan maliyetin bir kısmının ya da tamamının diğer bölgeler tarafından karşılanması sağlanmaktadır. Dolayısıyla enerji maliyetleri belli bir bölgeye değil tüm ülke geneline yayılmaktadır. Kayıp kaçak oranı çok düşük olan dağıtım bölgelerinde yaşayan dürüst tüketiciler dolaylı olarak cezalandırılmış olmaktadır. Beklenmeyen bu yüksek kayıp kaçak miktarları, devlet bütçesi üzerinde beklenmedik ek yükler de oluşturmaktadır. Ayrıca sanayi ve üretim maliyetlerinin artmasına sebep olmaktadır. Bu nedenlerden dolayı kayıp oranları, yalnızca bölgesel bir sorun değil, ulusal ölçekte bir ekonomik adaletsizlik meselesidir.

4. Sorunun Yapısal Nedenleri ve Çözüm Önerileri

Elektrik kayıpları, teknik bir zorunluluk olarak kabul edilmemelidir. Uluslararası örnekler, güçlü denetim, teknolojik altyapı ve kararlı kamu politikalarıyla kayıp oranlarının ciddi biçimde düşürülebileceğini göstermektedir. Türkiye açısından mesele, kaynak yetersizliğinden çok yönetim ve uygulama iradesi ile ilgilidir.

Düşük gelir düzeyi, işsizlik ve kayıt dışı ekonomi, bazı bölgelerde kaçak kullanımın yaygınlaşmasına zemin hazırlamaktadır. Ancak bu durum, kaçak kullanımı meşrulaştırmamakta; aksine sorunun sosyal politikalarla birlikte ele alınması gerektiğini göstermektedir.

Özellikle kırsal ve coğrafi olarak dağınık bölgelerde eskiyen şebekeler, teknik kayıpları artırmakta ve kaçak kullanımı kolaylaştırmaktadır. Denetim mekanizmalarının yetersizliği, yaptırımların caydırıcı olmaması ve uygulamada süreklilik sağlanamaması, kayıpların kronikleşmesine yol açmaktadır.

Bu konudaki belli başlı çözüm önerileri ise şunlardır:

  • Dijital altyapı; sayaç manipülasyonunu ve kaçak kullanımını azaltmada önemli bir caydırıcıdır. Tüketim verilerinin gerçek zamanlı izlenebilmesi için akıllı sayaç sistemleri yaygınlaştırılmalıdır. Uzaktan izleme ve veri analitiği ile kayıp noktaları tespit edilerek müdahale süresi kısaltılmaktadır.
  • Eski ve verimsiz trafo merkezleri yenilenmeli, hat kesitleri enerji yüküne uygun hâle getirilmelidir. Uzun iletim hatlarının optimizasyonu ve bazı kritik hatların yer altına alınması, teknik kayıpların minimize edilmesine katkı sağlayacaktır.
  • Bölgesel enerji yönetim merkezleri kurulmalı, hatlardaki yük dengesizlikleri ve kaçak akımlar otomatik olarak tespit edilmelidir. Elektrik dağıtımında yapay zekâ ve veri analitiği kullanımı, kayıpların öngörülmesini ve önlenmesini sağlayacaktır.
  • Kaçak elektrik kullanımı ve sayaç manipülasyonu gibi fiillere karşı hızlı yargılama süreçleri işletilmelidir. Tekerrür hâlinde uygulanan yaptırımlar ağırlaştırılmalı, cezaların ertelenmesine izin verilmemelidir.
  • Düzenli ve sürekli denetimler ile hem teknik hem de teknik olmayan kayıplar proaktif şekilde kontrol altına alınabilmektedir. Enerji dağıtım şirketlerinin saha denetimleri artırılmalı, güvenlik riskleri minimize edilmelidir.
  • Dağıtım şirketlerinde kayıp yönetimi ve enerji verimliliği uzmanlık birimleri oluşturulmalıdır. Eğitim programlarıyla personelin kaçak tespit, altyapı bakımı ve enerji optimizasyonu konularında uzmanlaşması sağlanmalıdır.
  • Gelir düzeyi düşük haneler için hedefe yönelik sosyal tarifeler uygulanmalı, gerçek ihtiyaç sahiplerinin enerjiye erişimi güvence altına alınmalıdır. Sosyal yardım ve enerji destek programları ile kaçak kullanımın zorunluluk değil, tercih dışı bir durum olduğu vurgulanmalıdır.
  • Enerji kayıplarının milli kaynak israfı olduğu ve toplumun her bireyini etkilediği konusunda bilinçlendirme çalışmaları yapılmalıdır. Okul müfredatları ve yerel yönetimler aracılığıyla enerji tasarrufu ve etik tüketim bilinci artırılmalıdır.
  • Kayıp oranı yüksek bölgelerde öncelikli altyapı yatırımları yapılmalı; bu bölgelerde hem teknik kayıplar hem de teknik olmayan kayıplar için kapsamlı projeler uygulanmalıdır. Özellikle bölgesel farklılıkların giderilmesi için yatırım ve destek programlarının önceliklendirilmesi önerilmektedir.
  • Türkiye’de enerji kayıplarının azaltılması için stratejik bir ulusal enerji kaybı yönetim politikası geliştirilmelidir. Teknoloji, hukuk, sosyal politika ve altyapı yatırımları entegre bir şekilde uygulanmalıdır. Bu strateji, yalnızca ekonomik kazanç sağlamayacak; aynı zamanda toplumsal adaleti güçlendirecek, milli kaynakların korunmasını sağlayacak ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyecektir.

5. Sonuç

Türkiye’nin enerji alanında sürdürülebilir büyüme ve verimli kaynak kullanımı hedeflerine ulaşabilmesi için, kayıp oranlarının minimize edilmesi zorunludur. Bu amaçla, önerilen bütüncül çözüm yaklaşımları, yalnızca enerji sektörüne değil, aynı zamanda ülkenin ekonomik yapısına, toplumsal refahına ve ulusal güvenliğine doğrudan katkı sağlayacak stratejik bir adımdır.

Yukarıda detaylarıyla açıklanan enerji kayıplarının nedenleri ve çözüm önerileri arasında; teknolojik yatırımların hızlandırılması, hukuki ve idari yaptırımların caydırıcı hale getirilmesi, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi, toplumsal bilinçlendirme kampanyalarının düzenlenmesi ve sosyal destek politikalarının etkinleştirilmesi konuları üzerinde önemle durulmalıdır.

Bu bağlamda, Türkiye’de elektrik dağıtım sistemlerinde yaşanan kayıpların nedenleri ve sonuçları çok boyutlu olarak ele alınmalı, bölgesel farklılıklar dikkate alınarak kapsamlı ve sürdürülebilir çözüm politikaları geliştirilmelidir. Altyapı iyileştirmelerinin yanı sıra, hukuki ve idari yaptırımların güçlendirilmesi, teknolojik yeniliklerin yaygınlaştırılması, sosyoekonomik destek mekanizmalarının etkinleştirilmesi ve toplumsal bilinçlendirme faaliyetlerinin entegre edilmesi, bu alanda atılması gereken önemli adımlar olarak ön plana çıkmaktadır.

Önceki İçerikElektrik Pik Yönetimi
Türkiye Enerji Vakfı (TENVA), enerji kaynakları, teknolojileri, politikaları ve enerji piyasalarında gerçekleşmekte olan ulusal ve uluslararası gelişmelere aktif katkı sunmak için 2012 yılında faaliyetlerine başladı. Enerji sektörüne özel Türkiye'nin ilk ve tek düşünce kuruluşu olmanın verdiği ağırlıkla çalışmalarını gerçekleştiren TENVA bünyesinde; Enerji Teknolojileri ve Sürdürülebilirlik Araştırma Merkezi, Uluslararası Enerji Politikaları ve Diplomasisi Araştırma Merkezi, Enerji Piyasaları ve Düzenleyici İşlemler Araştırma Merkezi yer almaktadır. TENVA, dünya piyasalarındaki eğilimler ve politik gelişmeler dikkate alınarak; uluslararası bir bakış ve disiplinler arası bir anlayış ile sektörü ele alıyor ve bu anlayış çerçevesinde 2013 Haziran ayından bu yana aylık olarak Enerji Panorama dergisini yayınlıyor.