Moody’s’in Kararını Beklerken: Düzenleme İklimi, Düzenleyici Riskler ve Kredi Notu

0

Yrd. Doç. Dr. Fatih Cemil ÖZBUĞDAY
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
İktisat Bölümü Öğretim Üyesi, TENVA Direktörü

Fatih Cemil Ozbugday @Twitter

“Bence bugün dünyada 2 tane süper güç var: Birleşik Devletler ve Moody’s’in kredi derecelendirme servisi. Birleşik Devletler bombalar atarak sizi yok edebilir. Moody’s ise tahvillerinizin reytingini düşürerek sizi mahvedebilir. Ve inanın, kimin daha güçlü olduğu bazen belli olmuyor.”
Thomas L. Friedman, 1996, PBS

1909 yılında John Moody’nin Amerika Birleşik Devletleri’nde demiryolu tahvilleri üzerine derecelendirme yapmasından bu yana, kredi derecelendirme kuruluşları finansal mimarinin önemli birer unsuru haline geldi. Bu kuruluşlardan çıkan raporlar, finansal düzenleyicilerin, borç verenlerin ve yatırımcıların karar alırken başvurdukları önemli kılavuzlar oldular. Bu firmaların sahip oldukları pazar gücü de dikkate alınınca, yaptıkları derecelendirmenin ne kadar muazzam etkilerinin olabileceği son derece aşikâr. Hâlihazırdaki yapıda, küresel ölçekte üç firmanın baskın olduğu görülmekte: gelirlere göre yapılan hesaplamalara göre Moody’s, Standart & Poor’s ve Fitch, sırasıyla, % 40, % 40 ve % 15’lik pazar payına sahip.*

15 Temmuz 2016 gecesi Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişiminin sonrasında Moody’s Türkiye’nin “yatırım yapılabilir” notunu düşüş için tekrar incelemeye aldı. Moody’s’in kararını beklerken, değerlendirmesini nasıl yaptığını, nasıl bir metodoloji benimsediğini ve hangi faktörleri dikkate aldığını incelemekte yarar var. Moody’s’in metodolojisi 4 geniş derecelendirme faktörüne odaklanmakta ve her bir faktör de alt faktörlerden oluşmakta. Tablo 1’de bu faktörler ve alt faktörler gösterilmiştir.

Görüldüğü üzere bir ülkenin kredi notu değerlendirilirken teknik birtakım göstergeler ve metrikler kullanılmakta. Bunların sayfalarca açıklaması yapılabilir. Ancak şu anda bunlara giremediğimiz için, esas ilgi alanımız olan kurumsal göstergelere, başka bir deyişle, düzenleme iklimine ve düzenleyici risklere odaklanacağız.

Düzenleme İklimi ve Düzenleyici Risk Kredi Notuna Nasıl Etkide Bulunur?
Düzenleme iklimi ve düzenleyici riskler açısından bakıldığında, üç endeksin dikkate alındığını görüyoruz: hükümet etkililiği endeksi (Worldwide Government Effectiveness Index), hukukun üstünlüğü endeksi (Worldwide Rule of Law Index) ve yozlaşmanın denetimi endeksi (Worldwide Control of Corruption Index). Bütün bu endeksler Dünya Bankası tarafından geliştirilen Yönetişim Göstergeleri (Governance Indicators) arasında yer almaktadır. Hükümet etkililiği; kamu hizmetlerinin kalitesi, siyasi baskılardan bağımsızlığın derecesi, politika yapımının ve yürütülmesinin kalitesi ve hükümetin politikalarını yürütme taahhüdünün güvenilirliği ile ilgili algıları dikkate alır. Hukukun üstünlüğü, bireylerin toplumun kurallarına ne derece güven duyduğu ve bu kurallara ne kadar uyduğu algısı ile ilgilidir. Daha özelde ise, sözleşmelerin yaptırımının, mülkiyet haklarının, polisin ve mahkemelerin kalitesi ile suç ve şiddet olasılığı hukukun üstünlüğünü belirler. Yozlaşmanın denetimi, kamu gücünün ne derecede özel kazanımlar için kullanıldığı algısıyla beraber, devletin elitler ve özel çıkar grupları tarafından kafakola alınmasını dikkate alır. Sözü edilen bu endeksler birçok farklı alt gösterge kullanılarak yıllık bazda ölçülür.

Aşağıdaki grafikte 1996 yılından 2014’e kadar Türkiye’de bu göstergelerin değişimi gösterilmiştir. 0 değerinin en düşük 100 değerinin ise en yüksek sıralamayı ifade ettiği durumda, Türkiye kendisine ortalamanın biraz daha üzerinde yer bulabilmiş ve hiçbir endeks için 70 değerini görememiştir.

grafik-1Sonuç
Düzenleme ikliminin ve düzenleyici risklerin ülkelerin kredi notu değerlendirmelerine katkısı yadsınamaz. İlgili göstergelerde, 2002 yılında Türkiye mesafe kat etmiş olsa da, küresel sıralamalarda yeterince tırmanamamıştır. Bu göstergelerdeki bir iyileşme, Türkiye’nin kredi notunda bir iyileşmeye yol açarak, enerji firmalarının da sermaye maliyetlerinin düşmesini sağlayacaktır.

Tablo 1: Faktörler ve Alt Faktörler

tablo

*”Bu yazı Enerji Panorama dergisinin Ağustos 2016 tarihli sayısı için özel hazırlanmış ve yayınlanmıştır. Yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Türkiye Enerji Vakfı’na aittir. Tekrar yayınlanması halinde kaynak gösterilerek bu sayfaya aktif bağlantı sağlanması zorunludur.”

Share.

About Author

Türkiye Enerji Vakfı (TENVA), enerji kaynakları, teknolojileri, politikaları ve enerji piyasalarında gerçekleşmekte olan ulusal ve uluslararası gelişmelere aktif katkı sunmak için 2012 yılında faaliyetlerine başladı. Enerji sektörüne özel Türkiye'nin ilk ve tek düşünce kuruluşu olmanın verdiği ağırlıkla çalışmalarını gerçekleştiren TENVA bünyesinde; Enerji Teknolojileri ve Sürdürülebilirlik Araştırma Merkezi, Uluslararası Enerji Politikaları ve Diplomasisi Araştırma Merkezi, Enerji Piyasaları ve Düzenleyici İşlemler Araştırma Merkezi yer almaktadır. TENVA, dünya piyasalarındaki eğilimler ve politik gelişmeler dikkate alınarak; uluslararası bir bakış ve disiplinler arası bir anlayış ile sektörü ele alıyor ve bu anlayış çerçevesinde 2013 Haziran ayından bu yana aylık olarak Enerji Panorama dergisini yayınlıyor.

Yorum Bırakın!