“Yeni Gelişmeler Işığında Türkiye-Irak Enerji Gündemi”

0

Burak KAYAEL-TESPAM-Enerji Uzmanı

Burak KAYAEL @Twitter

Türkiye ve Irak arasındaki enerji gündemi geçmişte inişli çıkışlı bir gündemin parçası olmuş ancak her iki ülkenin de çıkarı doğrultusunda hiç kesintiye uğramamıştır. Hepimizin yakından takip ettiği gibi 25 Eylül’de Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) tarafından gerçekleştirilen bağımsızlık referandumu sonrası Irak’ın iç dinamiklerinde büyük değişiklikler olmuş ve bu durumdan Türkiye – Irak enerji gündemi de doğrudan etkilenmiştir. IKBY’nin komşu ülkeler olan Türkiye ve İran’ın sert tepkisinin yanı sıra uluslararası büyük güçlerin desteğinden yoksun olarak gerçekleştirdiği bu referandum kendisi için hızlı bir düşüş ve geriye dönüşün önünü açmıştır. Irak’taki siyasi gelişmeleri yakından takip edemeyenler için kısaca özetlemek gerekirse referandum sonrası Merkezi Irak Yönetimi (MIY) IKBY’den referandum sonuçlarını iptal etmesini istemiş bu gerçekleşmeyince başta Kerkük şehri olmak üzere Irak anayasasında IKBY’ye bırakılmamış ancak IŞİD’le mücadele bahanesiyle IKBY tarafından işgal edilmiş bölgeler askeri operasyonla geri alınmıştı.*

Esasında bölgedeki güçlerin beklemediği ancak gerçekleştiğinde herkesin içini rahatlatan gelişme IKBY’ye bağlı askeri gücün (peşmerge) MIY’nin yaptığı askeri müdahaleye en ufak bir direniş göstermeden tartışmalı bölgelerden (ve hatta anayasada IKBY’ye bırakılmış bazı bölgelerden de) çekilmiş olmasıydı. Peşmerge komutanları konuyla ilgili IKBY’deki siyasileri suçlarken onlar da kendilerinin yanında olmamakla itham ettikleri A.B.D. ve Avrupa’yı suçladı. Yaklaşık 10 günlük bir operasyonun sonunda MIY’ne bağlı askerler Kerkük şehrindeki tüm enerji kaynakları ve tesislerini, Kerkük – Ceyhan boru hattını, Türkiye – Irak – Suriye sınır kesişiminde yer alan Fish Khabur pompa istasyonu ve Türkiye – Irak sınırında yer alan (Irak tarafında) İbrahim Halil sınır kapısını ele geçirdi. Bütün bu sayılan tesis ve kaynaklar Irak’ın kuzeyinde yer alan kaynakların yaklaşık %70’ini ve kritik tesislerin tamamını teşkil ediyor. MIY Kerkük’ten akan petrolü keserek ve Fish Khabur istasyonunu ele geçirerek hem IKBY’nin petrol gelirlerini önemli oranda kesmiş hem de IKBY tarafından inşa edilmiş olan Khurmala – Habur boru hattının kontrolünü boru hattının tamamını ele geçirmeden elde etmiş oldu.

Tüm bu gelişmeler o kadar hızlı ve beklenmedik bir şekilde gelişti ki IKBY yönetimi siyasi bir kaosun içine düştü ve 2015’ten beri yasadışı olarak bölgesel başkanlık koltuğunda oturan Mesud Barzani yetkilerini çeşitli kurumlara devrederek 1 Kasım itibariyle görevden ayrılmak zorunda kaldı. Kaos o kadar derinleşti ki Barzani’nin istifa mektubunun okunacağı meclis oturumu Barzani’ye bağlı peşmergeler tarafından basılarak muhalefetten bazı milletvekilleri darp edildi ve Kasım ayında yapılması planlanan bölgesel seçimler şimdilik 8 aylığına ertelendi.

Bütün bu gelişmeler sırasında Türkiye referandum öncesi Cumhurbaşkanı ve hükümet yetkilileri aracılığı ile sözlü uyarılarda bulundu ve referandum sonrasında MIY’nin yanında siyasi ve askeri olarak yer alarak aslında sessiz ancak etkili bir politika izledi. Irak askeri güçleriyle Habur’da yapılan askeri tatbikat, İbrahim Halil sınır kapısını teslim alacak Iraklı askerlerin Türkiye üzerinden Türk askerlerle birlikte hareket etmesi, bölgede yaşayan halkın insani ihtiyaçlarının karşılanması için MIY ile birlikte hareket edilmesi ve Ceyhan’da yer alan IKBY’ye tahsis edilen depolama alanı ve terminalin kontrolünün MIY’ne geçmesi için görüşmelerin yapılması Türkiye’nin akılcı politikasının bir parçası olarak değerlendirilebilir.

Muhtemel Gelişmeler

Irak’ı yakın gelecekte önemli dönemeçlerin beklediğini söylemek yanlış olmaz. Öncelikli olarak IŞİD’le mücadelenin devam ettirilmesi ve sonrasında iç güvenliğin ve birliğin tesisi, Nisan 2018’de gerçekleştirilecek yerel ve genel seçimler, ülke içinde özellikle Arap – Türkmen – Kürt dengesinin tekrar kurulması ve uluslararası arenada Irak’a yeni bir konum tanımlanması bu dönemeçlerin önde gelenleri.

Haydar Abadi yönetimindeki Irak hükümeti IŞİD’le mücadelede önemli eşikleri (Bağdat’ın IŞİD tehlikesinden kurtarılması, Musul’un kurtarılması ve önemli petrol/gaz sahalarının tekrar ele geçirilmesi) aşmayı başararak ülkede hükümete olan güveni artırdı. Bu mücadele sürerken gerçekleşen bağımsızlık referandumu sonrası elde edilen askeri ve siyasi zafer de Abadi’nin hanesine artı olarak geçmiş durumda. Abadi’nin bu durumu Nisan 2018’e kadar devam ettirerek mecliste üstünlüğü elde etmeyi planladığı bilinen bir gerçek. Şu an için Iraklı yetkililer tarafından açıkça konuşulmasa da genel seçimler sonrası mecliste elde edilecek yeterli çoğunlukla Irak anayasasında gerekli değişiklikler yapılarak IKBY’ye tanınan özerkliğin kaldırılmasının planlandığı uluslararası çevrelerde dillendirilmeye başlandı.

Aslında Irak uzun süredir içinde bulunduğu terör ve kaos ortamından kurtularak özellikle petrol piyasasında sözü geçen bir ülke olmak için elinden geleni yapıyor. Ülke yöneticileri ülkenin tek uluslararası gelir kaynağı olan petrolü olabildiğince çabuk ve değerli bir şekilde kullanmak çabasında. Bu çabaya örnek olarak IŞİD’le mücadelenin sürdüğü dönemde MIY Petrol Bakanlığı’nın yeni arama/üretim lisansları için ihale düzenlemeye devam etmesini ve olası yatırımcıları çekmek için yaptığı açıklamalarını alabiliriz. Musul’ün IŞİD tarafından işgalinden tam 3 sene sonra geri alınmasıyla hız kazanan askeri ilerleme sonucu ülkeden kaçan yabancı yatırımcılar projelerine geri dönmek için yetkililerle görüşmelere başladı ve şirketlerin ötesinde ülkeler de Irak’taki petrolle ilgilenmeye başladı. İran Kerkük’te üretilen petrolün kendi ülkesindeki rafinelere taşınması ve uluslararası piyasalara kendisi üzerinden taşınması için Irak’la görüşmeler yürütmesi ve bazı grupların 1935 – 1948 yılları arasında faaliyet gösteren Kerkük – Hayfa boru hattını gündeme getirmesi bu ilginin açık işareti. Bu arada çok uzun süredir aralarının soğuk olduğu bilinen Irak ve Suudi Arabistan’ın birbirine yaklaşmaya başladığını Suudi Arabistan milli havayolu şirketinin Bağdat’a tekrar uçuşlara başlayacak olması ve aradaki sınır kapısının açılması için çalışmaların sürdürüldüğünün açıklanmasından anlayabiliyoruz. Suudi Arabistan sahip olduğu büyük hidrokarbon kaynakları sayesinden Irak’ın kaynaklarına ihtiyaç duymasa da özellikle OPEC kararlarının petrol piyasası için çok önemli olduğu bu dönemde yanında tutmak istemesi gayet doğal.

Türkiye’nin Irak’taki Enerji Geleceği

Uzun zamandır savunduğumuz tezi doğrularcasına Irak Türkiye’nin ve Orta Doğu’nun enerji denkleminde giderek önemini artırıyor. Türkiye’nin enerji arz güvenliğini sağlam temellere dayandırmak için kendi kaynaklarını kendisi elde etmeli, kendisi ülkeye getirmeli ve işlemeli. Ülkemizin petrol tüketimi ekonomik gelişmesiyle doğru orantılı olarak her gün artıyor. Küresel piyasada fiyatlanan bu metanın ülkemizin ekonomisini en az şekilde etkilemesini sağlamak için yapmamız gereken ihtiyacımız olan petrol ve gazı bu kaynaklara sahip ülkelerde azami oranda kendimiz üreterek ülkemize getirmek. Şu anki şartlarda bunu yapabileceğimiz en yakın kaynak ülke Irak. İran’ın sürekli ambargolarla boğuşması, Suriye’nin içinde olduğu iç savaş, Azerbaycan’ın sınırlı kaynağı ve Rusya’da tekelleşmiş üretim sistemi bizi zorunlu olarak Irak’a yönlendiriyor.

Ülkemizde bir petrol/gaz kültürü, muhtemelen kısıtlı kaynaklarımız sebebiyle, olmaması sebebiyle maalesef özel sektörün bu konuya bakış açısı sadece tüketiciye satış üzerinden kar elde etmekle kısıtlı kaldı. Özel sektörün uzak kalmasıyla sektör tamamen kamunun üzerine kalmış durumda ve bu durumun üzerine geçmişte yapılan yanlış çalışmalar sebebiyle de sektör ilerleyemedi. Bundan sonra devletimizin ve görev başındaki tüm hükümetlerin yapması gereken akılcı enerji politikalarıyla ülkemizi başta Irak olmak üzere hidrokarbon kaynaklarına sahip ülkelerde özel ve kamu şirketlerimizi siyasi destek de vererek arama/üretim projelerine teşvik etmek. Yatırım yapacak her şirket doğal olarak en ekonomik şekilde kaynakları üretip en karlı şekilde satmaya çalışacaktır. Bu noktada da devletimiz devreye girerek bu şirketlerden ürettikleri kaynağı uygun şartlarda alacaktır.

MIY’nin Kerkük başta olmak üzere ülkenin kuzey kesimlerindeki önemli kaynak ve tesisleri ele geçirmiş olması ve bu sırada Türkiye’nin desteğini almış olması gelecek projelerde Türkiye için büyük bir avantaj ve bu avantajı lehimize çevirmemiz gerekiyor. Başta Kerkük, tarihi bağlarımızı da kullanarak, olmak üzere Irak’ta fırsat yakalayabildiğimiz her türlü petrol ve gaz projesinde yer almamız gerekiyor. Geçmişte bu ülkede yaptığımız projelerdeki yanlışlarımızdan da ders çıkararak akılcı yaklaşımlarla ekonomik çıkarlarımızı sınırlarımız ötemizde koruma politikamızı petrol/gaz sektöründe de uygulamalıyız. Çok yakında Kerkük’teki büyük kaynaklar MIY tarafından yabancı petrol şirketlerine ihale edilecek. Muhakkak bu noktada masada olmalı ve saha için kazanımlar elde etmeliyiz.

*”Bu yazı Enerji Panorama dergisinin Kasım 2017 tarihli sayısı için özel hazırlanmış ve yayınlanmıştır. Yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Türkiye Enerji Vakfı’na aittir. Tekrar yayınlanması halinde kaynak gösterilerek bu sayfaya aktif bağlantı sağlanması zorunludur.”

Share.

About Author

Türkiye Enerji Vakfı (TENVA), enerji kaynakları, teknolojileri, politikaları ve enerji piyasalarında gerçekleşmekte olan ulusal ve uluslararası gelişmelere aktif katkı sunmak için 2012 yılında faaliyetlerine başladı. Enerji sektörüne özel Türkiye'nin ilk ve tek düşünce kuruluşu olmanın verdiği ağırlıkla çalışmalarını gerçekleştiren TENVA bünyesinde; Enerji Teknolojileri ve Sürdürülebilirlik Araştırma Merkezi, Uluslararası Enerji Politikaları ve Diplomasisi Araştırma Merkezi, Enerji Piyasaları ve Düzenleyici İşlemler Araştırma Merkezi yer almaktadır. TENVA, dünya piyasalarındaki eğilimler ve politik gelişmeler dikkate alınarak; uluslararası bir bakış ve disiplinler arası bir anlayış ile sektörü ele alıyor ve bu anlayış çerçevesinde 2013 Haziran ayından bu yana aylık olarak Enerji Panorama dergisini yayınlıyor.

Yorum Bırakın!