Trump Dönemi Enerji Politikası ve Küresel Etkileri

1

Yrd. Doç. Dr. Fatih Cemil ÖZBUĞDAY
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
İktisat Bölümü Öğretim Üyesi, TENVA Direktörü

Fatih Cemil Ozbugday @Twitter

Donald Trump’ın başkanlığı devralmasıyla birlikte Amerika Birleşik Devletleri’nin enerji politikası ve önceliklerinde büyük değişiklikler oldu. Trump’ın enerji politikasının temellerini “Önce Amerika Enerji Planı” (An America First Energy Plan) özetliyor. Bu plan, enerji maliyetlerinin düşürülmesini, Amerika’nın kendi kaynaklarını azami olarak kullanmasını ve Amerika’yı ithal petrole bağımlılıktan kurtarmayı amaçlayan enerji politikalarının yürütüleceğini söylüyor.*

Trump’ın Önce Amerika Enerji Planı

Önce Amerika Enerji Planı’nda Obama dönemi enerji poltikasındaki bazı öncelikler yerden yere vuruluyor. Mesela Obama’nın çok önemsediği “İklim Eylem Planı” (Climate Action Plan) zararlı ve gereksiz bir politika olarak nitelendiriliyor. İklim değişikliğiyle mücadele amacıyla ve çevresel kaygılarla yürürlüğe konmuş düzenlemeler enerji sektörünün üzerinde yük olarak değerlendiriliyor. Nitekim Trump başkan olur olmaz İklm Eylem Planı Beyaz Sarayın internet sitesinden kaldırıldı.

Önce Amerika Enerji Planında kaya gazı devrimi desteklenerek milyonlarca Amerikalıya iş imkanı sağlanacağı ve refahın artırılacağı belirtiliyor. Enerji üretiminden elde edilen gelirle yeni yollar, okullar, köprüler yapılacağını ve diğer altyapı yatırımlarının harekete geçirileceği vurgulanıyor. Planda kömüre de özel bir önem atfediliyor. Temiz kömür teknolojisi desteklenerek can çekişen kömür endüstrisinin ayağa kaldırılacağı söyleniyor.

Planda Amerika’nın yerli enerji üretiminin Amerika’nın ulusal güvenlik çıkarlarına hizmet edeceği belirtiliyor. Yerli üretim ve devreye sokulacak diğer politikalarla OPEC ve Amerika’nın çıkarlarına düşman olan ülkelerden bağımsız bir enerji kaynağı kullanımına ulaşmanın hedeflendiği vurgulanıyor.

Trump ilk yetmiş gününde enerjiyle ilgili bazı kararnameler imzaladı

Trump vaadlerini yerine getirmek için ayağının tozuyla başkanlık yetkilerini kullandı ve bir dizi kararnameler imzaladı. Bunların içinde enerji ve çevre politikasıyla ilgili olan ve Trump’ın önceliklerini tüm dünyaya açıkça gösteren kararlar da var. Trump Obama’nın iklim değişikliği ile mücadelede özel önem atfederek imzaladığı ancak bazı eyaletlerin itirazı nedeniyle mahkeme tarafından dondurulan “Temiz Enerji Planı”nı (Clean Power Plan) durdurdu. Temiz Enerji Planı Obama’nın emisyonların 2025 yılında 2005 yılındakinde % 26 daha düşük olması için devreye sokmak istediği temel düzenlemeleri içeriyordu.

Trump’ın imzaladıkları arasında Obama döneminde su yollarını kömür madenlerinin atıklarından korumak amacıyla yürürülüğe konan düzenlemeyi yürürlükten kaldıran bir yasa da var.

Trump görevinin ikinci gününde ayağının tozuyla Obama döneminde yoğun tartışmalara konu olan ve Obama’nın çevresel kaygılarla imzalamadığı Keystone boru hattının inşa edilmesini mümkün kılan kararlara imza attı. Keystone boru hattı Kanada’dan Amerika’nın güneyindeki körfez bölgesindeki rafinerilere ham petrol taşıyacak. Trump aynı gün geçtiğimiz yıl durdurulan ve North Dakota’daki enerji kaynaklarını Illinois’e taşımak amacıyla inşa edilen Dakota Access boru hattının da inşa edilmesini onayladı.

İklim değişikliği ile mücadele Trump’ın gündeminde mi?

Trump’ın başkanlığının ilk yetmiş günündeki kararları iklim değişikliğinin öncelikleri arasında yer almadığının daha net anlaşılmasını sağladı. Her ne kadar bu süpriz değilse de Trump’ın hızlı bir şekilde aldığı kararlarla iklim değişikliği ile mücadeleyi tamamıyla bir yana bırakması hem Amerika içerisinde hem de diğer ülkelerce dikkatle izleniyor. Amerikasız bir küresel iklim değişikliği planının başarılı olması daha zor.

Trump işsizlikle mücadelenin iklim değişikliği ile mücadeleden daha önemli olduğunu bugüne kadar aldığı kararlarla deklare etmiş oldu. Mesela Temiz Enerji Planı ile ilgili kararında Çevre Koruma Teşkilatı’na (EPA) çevre ile ilgili düzenlemeleri ve güvenlik standartlarını gözden geçirerek bunlardan hangilerinin işgücü içi daha fazla olduğunu araştırma görevini verdi.

Amerika Paris Anlaşması’ndaki imzasını çeker mi?

Bunun cevabını tahmin etmek güç. Trump bu konuda net bir mesaj vermiş değil. Trump’ın bu konuda karar vermek için süresi var. Anlaşmadan çekilmek için en az üç yıllık bir süre gerekiyor. Ancak Trump’ın vadettiği ve devreye soktuğu politikalar bu anlaşmadan çekilmese dahi Amerika’nın anlaşma kapsamında verdiği sözlere bağlı kalmayacağını açıkça gösteriyor. Ne de olsa böyle bir durumda Amerika’ya uygulanabilecek bağlayıcı bir yaptırım yok.

Trump’ın enerji politikasının küresel etkileri neler olabilir?

Trump’ın iklim değişikliğini göz ardı eden, enerji güvenliğine ve fosil kaynakların üretimine odaklanan enerji politikasının küresel etkilerinin olması kaçınılmazdır. En önemli etki emisyonların azaltılması ile ilgili olacak. Amerika’sız bir Paris Anlaşması topal bir anlaşmaya dönüşecek. Paris Anlaşmasının devreye girmesinde Amerika ve Çin’in liderliği ve Obama’nın Temiz Enerji Planı gibi düzenlemeleri devreye sokarak elini taşın altına koymasının büyük rolü olmuştu. Ne de olsa Amerika Çin’den sonraki en büyük emisyon salıcısı.

Çin ve Avrupa Birliği halihazırda Paris Anlaşmasına sadık kalacaklarını gösteren açıklamalarda bulunuyorlar. Yine de uzun vadede Trump’ın enerji poltikasının iklim değişikliği ile mücadelede ve yenilenebilir enerji kaynakları teknolojieri ya da elektrikli araç teknolojileri gibi alanlarda olumsuz etkileri olabilecek. Bakalım Elon Musk’ın Trump’ın danışmanları arasında yer alması elektrikli araçların özellikle Amerika’da politik engellerle karşılaşmasını önleyecek mi?

Trump’ın enerji kaynaklarında bağımsızlık, enerji güvenliği ve istihdamı özendirme öncelikleri doğrultusunda yürüteceğini beyan ettiği enerji politikası diğer büyük ülkelerde de tepkisel olarak benzer politikaların benimsenmesine neden olursa sadece enerji kaynaklarının uluslararası ticareti değil iklim değişikliği ile mücadele politikası da büyük yara alır.

ABD en büyük ikinci kömür üreticisi. Çin ise küresel kömür üretiminin neredeyse yarısını gerçekleştiriyor. Tüketimde de benzer bir tablo var. Bu iki ülkeyi Hindistan takip ediyor. Mesela Hindistan’ın kömür yerine yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmek için ciddi finansman ihtiyacı var ki bu finansmanın sağlanmasında Amerika’dan beklentileri büyük. Amerika’nın Hindistan’ın enerji finansmanında rol oynamayı reddetmesi zaman içerisinde belki de emisyon salımında Çin’i bile gecebilecek olan Hindistan’ın temiz kaynaklara yönelmesini belki de engelleyecek. Çin’in de ABD’ye benzer politikalara yönelmesi son yıllardaki uluslararası konsensüsü tersine çevirebilir. Neyse ki Çin’in hava kirliliğini de dizginleme çabası ve yeni teknolojilerde öncü olma arzusu en azından kısa vadede teskin edici.

Her şeye rağmen Çin ve Avrupa Birliği gibi ülke ve bölgeler şimdilik üzerlerine düşeni yapacaklarını söylüyorlar. Amerika’daki eyaletlerden bir kısmı dahi Trump’ın politikalarına uymayacaklarına ve Temiz Enerji Planı’na sadık kalacaklarını deklare ettiler. California eyaletinin kendine özel yasalarla verilmiş olan hakları kullanarak bugünküne benzer politikaları değiştirmeksizin uygulamaya devam etmesi bekleniyor.

Yenilenebilir enerji kaynakları hala teşvik edilse de diğer kaynaklarla bir ölçüde rekabet edebilir hale geldiklerinden Trump dönemi enerji politikaları bu teknolojilerin cazibsini azaltsa da onları bitirmeyecektir. Çin gibi büyük ülkelerin elektrikli araç sayısı ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili etkileyici hedefleri ABD’nin muhafazakar politikalarının etkilerini bir ölçüde dizginleyebilir.

Trump’ın politikalarının uzun vadede LNG ticaretine de bir dizi etkisi olabilir. Artnası muhtemel gaz üretimi ABD’nin LNG ihracatını artırırken global LNG fiyatlarını da düşürme ihtimali yok değil.

Sonuç olarak Trump’ın enerji politikası sadece ABD’de değil tüm dünyada gündem olmaya devam edecek. Bu poltikanın en büyük zararı küresel iklim değişikliği politikasına olacak gibi duruyor. Kyoto Protokolundaki kötü deneyimden sonra Paris Anlaşması da başarısız olursa iklim değişikliği ile mücadele için uluslalarası bir eylem planı hazırlamak daha da zor olacak.

Linkler:

https://www.whitehouse.gov/america-first-energy

http://www.bbc.com/news/world-us-canada-38695593

https://www.whitehouse.gov/the-press-office/2017/03/28/presidential-executive-order-promoting-energy-independence-and-economi-1

https://www.nytimes.com/2017/03/28/climate/trump-executive-order-climate-change.html?_r=0

Grafik Kaynak: http://www.bp.com/content/dam/bp/pdf/energy-economics/statistical-review-2016/bp-statistical-review-of-world-energy-2016-coal.pdf

 

*”Bu yazı Enerji Panorama dergisinin Nisan 2017 tarihli sayısı için özel hazırlanmış ve yayınlanmıştır. Yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Türkiye Enerji Vakfı’na aittir. Tekrar yayınlanması halinde kaynak gösterilerek bu sayfaya aktif bağlantı sağlanması zorunludur.”

Share.

About Author

Türkiye Enerji Vakfı (TENVA), enerji kaynakları, teknolojileri, politikaları ve enerji piyasalarında gerçekleşmekte olan ulusal ve uluslararası gelişmelere aktif katkı sunmak için 2012 yılında faaliyetlerine başladı. Enerji sektörüne özel Türkiye'nin ilk ve tek düşünce kuruluşu olmanın verdiği ağırlıkla çalışmalarını gerçekleştiren TENVA bünyesinde; Enerji Teknolojileri ve Sürdürülebilirlik Araştırma Merkezi, Uluslararası Enerji Politikaları ve Diplomasisi Araştırma Merkezi, Enerji Piyasaları ve Düzenleyici İşlemler Araştırma Merkezi yer almaktadır. TENVA, dünya piyasalarındaki eğilimler ve politik gelişmeler dikkate alınarak; uluslararası bir bakış ve disiplinler arası bir anlayış ile sektörü ele alıyor ve bu anlayış çerçevesinde 2013 Haziran ayından bu yana aylık olarak Enerji Panorama dergisini yayınlıyor.