“OECD Ülkelerinde Fosil Yakıt ve Nükleerin Yerini Jeotermal, Güneş ve Rüzgâr Alıyor”

0

Esen ERKAN-Yazar

Uluslararası Enerji Ajansı’nın aylık veriler ile hazırladığı elektrik eğilimleri raporuna göre, 2017 yılında OECD ülkelerinde toplam 54,1 TWh olarak gerçekleşen güneş enerjisinden elektrik üretimi ile rekor kırıldı. OECD’nin net elektrik üretimi 2016 yılına göre %0,8 büyürken son on yılda görülen en yüksek artışın kaynakları: Jeotermal, güneş ve rüzgâr oldu. Elektrik üretiminde fosil yakıt ve nükleer kullanımı ise OECD genelinde düşüşe devam ediyor.*

2017 yılında OECD’nin net elektrik üretimi 2016 yılına göre %0,8 büyüme gösterdi. Jeotermal, güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir kaynaklarda %16,7 oranında büyüme görülürken diğer yanıcı olmayan yenilenebilir enerji kaynakları ve hidro kullanımında %0.5 kat artış meydana geldi. Kömür, doğal gaz, petrol ürünleri gibi yanıcı yakıtların ve nükleer kullanımının ise sırasıyla %1 ve %0.8 oranında düşüş gösterdiği açıklandı.

“Son 10 Yılda Görülen En Yüksek Artış Yenilenebilirden”

Jeotermal, güneş, rüzgar ve diğer yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen OECD ülkelerindeki toplam üretim, 147.2 TWh’lik bir artış ile 2017 yılında 1030.3 TWh’ye yükseldi ve %16.7’lik bir artış gösterdi. Bu oran, son on yılda OECD ülkelerinde bu kategoride görülen en büyük artış. OECD Asya/Okyanusya ülkeleri %19.4 artış ile 17.1 TWh; OECD Avrupa %14.9’luk bir artış ile 64.3 TWh; OECD Amerika %18.2’lik artış ile 65.3 TWh ile en çok büyümenin görüldüğü ülkeler arasında yer aldı.

“Yenilenebilirin OECD’deki 5’lisi: ABD, Almanya, Japonya, İngiltere, Kanada”

OECD ülkelerinde yenilenebilir enerji üretimine katkıda bulunan ilk 5 ülke, başta 50 TWh ile ABD olmak üzere, Almanya, Japonya, İngiltere ve Kanada şeklinde gerçekleşti. ABD’de, özellikle güneş ve rüzgar enerjisi neredeyse eşit üretime ulaşırken Almanya, İngiltere ve Kanada tarafında rüzgar daha fazla elektrik üretti ve Japonya ise daha çok güneş enerjisinden yararlandı. En yüksek büyüme oranları ise Lüksemburg (başta rüzgar) ve Şili’de ( %50’den fazla rüzgar ve güneş) gerçekleşti.

“Düşük Yağışlar Avrupa’daki Hidro Elektrik Üretimini Vurdu”

2017 yılında OECD ülkelerindeki toplam hidroelektrik üretimi %0,5 artış ile 1.464,6 TWh olarak gerçekleşti. Ancak, OECD ülkelerinde mevcut potansiyelin çoğu kullanıldığında bile hidroelektrik kapasitesi son 15 yıldır neredeyse sabit durumda. Bu durum, farklı iklim özelliklerine sahip OECD bölgelerinde hidroelektrik üretiminin değişiklik göstermesinden kaynaklanıyor. Örneğin; OECD Amerika’daki en büyük iki hidro üretici olan Kanada ve ABD’deki yoğun yağışlar nedeniyle %7,9’luk bir artış kaydedildi. Asya/Okyanusya’da, Japonya ve Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda’daki düşüşlerin yerini doldururken, Avrupa’daki hidro kaynaklar özellikle Akdeniz’deki ülkelerde %8,4 azaldı. Özellikle, Portekiz ve İspanya, çok düşük yağış nedeniyle %55,5 ve %47,5 gibi önemli düşüşler yaşadı. OECD ülkelerindeki en büyük hidro kaynaklı üretim artışı Letonya’da görüldü. 2016 yılına göre %73’lük bir yükseliş ile 2017 yılında ülkedeki elektrik üretiminin yarısı hidro kaynaklardan sağlandı ve ülkenin elektrik ticareti için fazla sağlandı.

“Nükleerden Gelen Elektrik Güçten Düşüyor”

2017 yılında OECD’deki toplam nükleer elektrik üretimi, %0,8 diğer bir ifade ile 15,5 TWh düşüş ile 1. 856,1 TWh olarak gerçekleşti. Amerika kıtasında önemli bir düşüş gözlenmezken OECD Asya/Okyanusya’da özellikle Japonya’daki artışa rağmen, Fukuşima sonrası nükleer enerjinin geleceği konusundaki tartışmalara paralel olarak Kore’nin azalan üretimine bağlanıyor. Avrupa’da, Almanya’daki nükleer jenerasyonun devam eden fazı ve Fransa’daki operasyonel kesintilerle birlikte ana itici güç; Belçika, İsviçre, Çek Cumhuriyeti ve İsveç.

“Avrupa’nın En Büyük Elektrik İhracatçısı Yine Almanya”

IEA’nın raporundaki toplam OECD elektrik ticareti, Avrupa ve Amerika kıtasındaki ticareti temsil ediyor. Amerika kıtasındaki elektrik ithalatı %2,6 oranında azalırken ihracat ise % 0,6 oranında artış gösterdi. Avrupa’da, 2017 yılında ihraç edilen elektrik %4,8 artışla 406,4 TWh’ye yükselirken elektrik ithalatı %0.9 artışla 399 TWh oldu. Almanya, bir kez daha Avrupa’nın en büyük elektrik ihracatçısı olurken Fransa, net ihracatçı olarak kaldı ve 39 TWh’nin üzerinde ihracat gerçekleştirdi. Fransa’nın 2015’ten bu yana düşük nükleer üretimi nedeniyle ihracat rakamlarının üçte iki oranında azaldığı belirtiliyor. Portekiz ve İrlanda, 2016 yılında elde edilen net ihracatçı statüsünü korurken İspanya, İsviçre ve Polonya daha fazla ithalata yönelen ülkeler oldu. İsveç ise elektrik ihracatında hidro ve nükleer toparlanma ile desteklenen ülkeler arasında yer aldı. Türkiye, elektrik üretiminin beşte birinden fazlasını karşılayan hidro kaynaklı elektrik üretiminde görülen düşüşe rağmen, 2010 yılından bu yana ilk kez 2017 yılında olumlu bir ticaret dengesine sahip oldu.

Kaynak: IEA-Key Electricity Trends 2017

*”Bu yazı Enerji Panorama dergisinin Nisan 2018 tarihli sayısı için özel hazırlanmış ve yayınlanmıştır. Yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Türkiye Enerji Vakfı’na aittir. Tekrar yayınlanması halinde kaynak gösterilerek bu sayfaya aktif bağlantı sağlanması zorunludur.”

Share.

About Author

Türkiye Enerji Vakfı (TENVA), enerji kaynakları, teknolojileri, politikaları ve enerji piyasalarında gerçekleşmekte olan ulusal ve uluslararası gelişmelere aktif katkı sunmak için 2012 yılında faaliyetlerine başladı. Enerji sektörüne özel Türkiye'nin ilk ve tek düşünce kuruluşu olmanın verdiği ağırlıkla çalışmalarını gerçekleştiren TENVA bünyesinde; Enerji Teknolojileri ve Sürdürülebilirlik Araştırma Merkezi, Uluslararası Enerji Politikaları ve Diplomasisi Araştırma Merkezi, Enerji Piyasaları ve Düzenleyici İşlemler Araştırma Merkezi yer almaktadır. TENVA, dünya piyasalarındaki eğilimler ve politik gelişmeler dikkate alınarak; uluslararası bir bakış ve disiplinler arası bir anlayış ile sektörü ele alıyor ve bu anlayış çerçevesinde 2013 Haziran ayından bu yana aylık olarak Enerji Panorama dergisini yayınlıyor.

Yorum Bırakın!