GÜNAM: “Güneş enerjisine daha stratejik ve ciddi yaklaşmak gerek”

1

ODTÜ GÜNAM Söyleşisi, Mart 2015*

Esen ERKAN

Enerji sektörüne özgü akademik çalışmalar ve güneş enerjisi teknolojileri birleştirildiğinde en önemli merkezlerin başında “ODTÜ Güneş Enerjileri Araştırma Merkezi (GÜNAM)” geliyor. Türkiye’nin ilk fotovoltaik odaklı araştırma laboratuvarının kuruluş sürecinden bugünkü çalışmalarına, güneş enerjisinin ülkemizdeki gidişatından, kariyerini güneşte arayanlara kadar pek çok başlığı ODTÜ GÜNAM Müdürü Prof. Dr. Raşit Turan ile görüştük.

ekip-gunam

ODTÜ GÜNAM’ın kuruluş süreci ve çalışmaları hakkında bilgi alabilir miyiz?

ODTÜ’de fotovoltaik teknoloji üzerine yapılan çalışmalar 30 yıl öncesine dayanmaktadır. O tarihlerden bu yana akademik seviyede birçok çalışma ve yayın yapılmıştır. Son dönemde fotovoltaik teknolojilerin yaygınlaşması ve ucuzlaması ile beraber, bu çalışmaların sadece akademik düzeyde kalmaması, endüstriye destek olacak şekilde teknoloji geliştirme ihtiyacı doğdu. Bu fikirle 2008 yılında, farklı disiplinlerde çeşitli fotovoltaik teknolojiler üzerine çalışan akademisyen hocalarımızla beraber GÜNAM projesini geliştirdik. 2009 yılında Kalkınma Bakanlığı(o zamanki adı ile Devlet Planlama teşkilatı) desteği ile Türkiye’nin ilk fotovoltaik odaklı araştırma laboratuvarını kurduk. Bugün GÜNAM, 70’i aşkın araştırmacı kadrosu ile fotovoltaik teknolojinin her bir türü üzerine çeşitli çalışmalar yürüten birçok grubu altında barındıran büyük bir merkez haline gelmiştir. GÜNAM, yalnızca Türkiye’de değil, tüm dünyada sayılı fotovoltaik teknoloji araştırma merkezleri arasına girmiştir. Hem yerli sanayinin gelişmesi için Türkiye’de özel projeler geliştirilirken hem de Avrupa’daki araştırma enstitüleri ile ortak, geleceğin teknolojileri üzerine akademik projeler yürütmektedir. Bu projelerin çıktıları yakın gelecekte sanayiye aktarılarak somut değer olarak geri dönecektir.

GÜNAM kaç kişilik bir ekipten oluşuyor, ekipte kimler yer alıyor ve çalışanlar hangi kriterlere göre seçiliyor? Güneş enerjisine ve teknolojilerine ilgi duyan bir öğrenci / akademisyen / çalışan GÜNAM’a katılmak istediğinde nasıl bir yol haritası izleniyor?

“Fotovoltaik teknoloji” silisyumdan başlayıp organik malzemelere kadar uzanan çok geniş bir malzeme yelpazesi, buna paralel olarak ta oldukça farklı disiplinlerin dahil olduğu teknoloji alt birimlerini içermektedir. Bu sebeple de farklı branştaki araştırmacılarla birlikte çalışmamız gerekiyor. GÜNAM bünyesinde 7 farklı bölümden 16 öğretim görevlisi önderliğinde 60’ın üzerinde yüksek lisans ve doktora öğrencisi çalışmalar yürütmekte. Bu öğrencilerin büyük bir çoğunlu Fizik, Kimya, Kimya Mühendisliği, Malzeme Mühendisiği, Elektronik Mühendisliği veya Makine Mühendisliği gibi bölümlerden mezun olup, yine bu bölümlerden birinde yüksek lisans/doktora yapan öğrencilerden oluşmakta. Sadece ODTÜ’den değil, aynı zamanda farklı üniversitelerde fotovoltaik teknoloji üzerine çalışma yapan konusunda uzman araştırmacılar da GÜNAM laboratuvarlarında araştırma yapabilmektedirler. Laboratuvarlarımızda çalışacak takım arkadaşları seçerken, kişilerin kişisel kariyer planlarına, çalışma disiplinlerine, azim ve isteklerine göre karar veriyoruz.

odtu-gunam-günes-paneli-teknolojisi

Yurt içinde ve yurt dışında işbirliği yaptığınız belli başlı kurum ve kuruluşlar neler?

GÜNAM Yurt içinde hem üniversitelerle hem de bu konuda çalışan birçok firma ile ortak projeler geliştirmektedir. Üniversiteler ile genellikle temel araştırma projeleri yapılırken firmalar ile ürüne yönelik araştırma projeleri yürütülmektedir. Örneğin Şişecam ile fotovoltaik uygulamalara yönelik özel camların üretilmesi için bir proje mevcuttur. Bunun dışında TOFAŞ, MAN gibi otomotiv firmalarıyla çeşitli uygulama projeleri tamamlanmıştır. Yurt dışında ise bu konuda araştırma yapan enstitüler ile işbirliği içerisindeyiz. Bunlardan Almanya’da Fraunhofer Enstitüsü, Hollanda’dan ECN, Fransa’dan INES gibi merkezler en çok bilinenleri. Ayrıca çeşitli AB projeleri sayesinde araştırmacılarımız farklı laboratuvarlarda eğitim alabilmektedirler. Şu anda 2 öğrencimiz Belçika’da IMEC laboratuvarlarında çalışmak yapmaktadırlar. Yürütülen başka bir AB projesi olan CHEETAH projesi ile bu konuda uzman Avrupa’daki 34 araştırma merkezi ile ortak çalışmalar yapılmakta. Tüm bu birikimler sayesinde GÜNAM EERA (European Energy Research Alliance) üyeliğine kabul edilmiştir. Bu üyelik sayesinde Avrupa’da ve dünyada yapılan tüm araştırmalara GÜNAM katkı sağlayabilmekte, bazı araştırmacılarını yurtdışına göndermekte ve yurt dışındaki araştırmacıları GÜNAM laboratuvarlarında ağırlayabilmektedir. En son olarak, GÜNAM müdürü Prof. Dr. Raşit Turan, Avrupa’nın en etkin danışma platformu olan ve AB yöneticilerine raporlar hazırlayan Avrupa Fotovoltaik Teknoloji Platformu (European Photovoltaic Technology Platform- EUPVTP) Yönetim Kuruluna seçilmiştir

“27-29 Nisan’da SolarTR-3 Ankara’da toplanacak”

solartr-banner

Yakın zamanda güneş enerjisine yönelik düzenlediğiniz ya da katılmayı planladığınız etkinlikler/organizasyonlar nelerdir?

GÜNAM olarak 2010 yılından bu yana SolarTR konferans serisini düzenlemekteyiz. Bunlardan ilki olan SolarTR-1 2010 yılında Ankara’da, SolarTR-2 2012 yılında Antalya’da düzenlenmiştir. Serinin üçüncüsü olan SolarTR-3 27-29 Nisan 2015 tarihlerinde yine Ankara’da düzenlenecektir. Benzerlerinden farklı olarak akademik ve teknik bir konferans olma özelliğini taşıyan “SolarTR Türk Güneş Elektriği Konferansı ve Sergisi”, hem yurt içinden hem de yurt dışından birçok araştırmacının ilgiyle takip ettiği saygın bir etkinliktir. Konferans içeriği akademik olmasına rağmen bu konuda çalışma yürüten firmalarda bu etkinliğe büyük ilgi gösteriyorlar. Bu firmaların da kendilerini tanıtabilmeleri için konferansa paralel olarak stand açtıkları bir alan organize ediyoruz. Bu kısımda da araştımacılar ile firmalar bir araya gelme fırsatı buluyorlar. Bu organizasyonla ilgili detaylı bilgiye www.solartr.org adresinden ulaşmak mümkün.

“Enerji talebini karşılamak için yenilenebilir tek kaynak”

Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanında çizmeye çalıştığı yol haritasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Güneş enerjisine verilen teşvikleri yeterli buluyor musunuz? Bu açıdan “Türkiye’de güneş enerjisi yatırımları hız kazanıyor!” ifadesi sizce ne kadar doğru?

Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda enerji talebini karşılamak için yenilenebilir enerji kaynaklarından başka kaynağı bulunmamaktadır. Hidroelektrik santraller ve kömüre dayalı sistemler yarattığı çevre sorlarının yanı sıra yeterli enerjiyi sağlayacak kapasitede değildir. Doğal gaz ve nükleer ise tamamen yurt dışına bağımlılığı artıran teknolojileridir. Bu noktada güneş ve rüzgar ön plana çıkmaktadır. Türkiye rüzgar enerjisi kullanımında belli oranda yol aldı. Fakat güneş enerjisi çok daha potansiyeli yüksek ve dünyada yaygın bir teknoloji olmasına rağmen yatırımlar henüz hız kazanmakta. Türkiye’de yatırımların hızlanması için belli bir teşvik mekanizması kuruldu. Bu teşvik oranları çok tartışılsa da ben ciddi yatırımcılar için yeterli bir teşvik olduğunu düşünüyorum. Ancak daha sonradan oluşturulan yönetmelikler ve oluşan mevzuat nedeni ile bu teşviklerden yararlanmak oldukça zor bir hal aldı. Ancak bu konuda sürekli çalışmalar devam ediyor ve bu sorunların yavaş yavaş ortadan kalkacağına inanıyorum. Bugün Türkiye’de 25 civarında fotovoltaik modül fabrikası mavcut. Yakın zamanda güneş hücresi üretim fabrikaları da kurulacaktır ve yerli üretim kısa zamanda artacak, güneş enerjisi sistemlerinin kurulumları giderek artan bir hızla kendisini gösterecektir. Bunda teknolojinin ucuzlamasının yanında, yatırımcının ve kullanıcının teknolojiyi tanıyıp güvenilirliğinin anlamasının da etkisinin olacağını düşünüyorum.

Ülkemizde gerçekleştirilen mesleki eğitim faaliyetleri son yıllarda hızla artıyor. Özellikle ülkemizdeki yenilenebilir enerji alanındaki iş potansiyeli açısından GÜNAM konuyu nasıl değerlendiriyor?

Türkiye’de yenilenebilir enerji teknolojileri halen yeni sayılırlar. Bu nedenle hem mühendis hem de teknisyen tarafında yetişmiş eleman bulmakta firmalar büyük zorluklar yaşıyorlar. Bu konuda çeşitli kurumlar kısa süreli eğitimler düzenlemektedirler. Bu eğitimler elbette oldukça yararlı fakat daha uzun süreli, örgün eğitim içerisinde bu sanayi dallarına yönelik eleman yetiştirilmesi ihtiyacı bulunuyor. Daha sonra bu yetişmiş elemanların doğru şekilde yönlendirilip doğru pozisyonlarda görev almasını sağlamak, eğitimin amacına ulaşması için önem arz ediyor. Bu nedenle üniversitelere, yüksek okullara ve mesleki eğitim veren liselere bu konuda görevler düşmektedir.

“Enerji sektöründeki kariyer gelişim odaklı olmalı”

lab-gunam

Kariyerine enerji sektöründe başlamayı düşünen öğrencilere ve bu konuda uzmanlaşmayı planlayan çalışanlara önerileriniz nelerdir?

Enerji sektörü tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de oldukça popüler bir sektör. Bu konuda kariyer yapmayı planlayan öğrenciler, üniversitelerin Fizik, Elektrik Mühendisliği, Malzeme Mühendisliği gibi alanlarında eğitimlerine başlayabilir, daha sonra uzmanlaşabilir. Ayrıca, son yıllarda Enerji Teknolojileri adı altında yeni bölümler kurulmaktadır. Bu bölümlerin programlarını inceleyerek öğrenciler buraları seçebilir. Ayrıca öğrenim hayatları sırasında teknoloji geliştiren firma veya kurumlarda staj yapmalarını öneriyorum. Unutulmaması gereken bir başka nokta ise enerji teknolojilerinin, özellikle de yenilenebilir enerji teknolojilerinin sürekli gelişen teknolojiler olduğudur. Bu sebeple alınan hiçbir eğitim tek başına uzun ömürlü olamamaktadır. Bu konuda kariyer yapan kişilerin devamlı olarak eğitimlere katılmaları, kendilerini ve bilgilerini güncel tutmaları, teknolojik gelişmeleri yakından takip etmeleri gerekmektedir.

“GES ihale düzeni süratle gözden geçirilmeli”

Ocak ayında gerçekleştirilen ön- lisans ihaleleri konusunda değerlendirmenizi alabilir miyiz? Aşırı talep olması durumunu ve yüksek fiyatların söz konusu oluşunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Ülkemizdeki GES yatırımlarının fizibilitesi açısından görüşleriniz nelerdir?

Son aylarda yapılan ön lisans ihalele sonuçlarını büyük bir hayretle karşıladık. Bazı santraller için oluşan katkı payları santralin maliyetine yaklaşıyor. Santrallerin geri dönüş süreleri neredeyse 20 yıla çıkıyor. Böyle bir ihale sisteminin dünyada var mı bilmiyorum. Ancak kendi kendini yok etmeyi hedefleyen bir sistem için böyle bir ihale düzeni olabilir. Biz, devletin GES kurulmasını destekleyeceğini düşünüyorduk. Ancak gördük ki, devlet bu işten para kazanmayı hedeflemiş. Bu ihale düzeni süratle gözden geçirilmeli ve bu çeşit öldürücü rekabet sistemleri yerine, daha teşvik edici ve gerçekçi bir düzen kurulmalı. Aksi takdirde lisanslı üretim sisteminin tıkanacağını ya da çok uzun gecikmelerle gerçekleşeceğini düşünüyorum. Türkiye’de güneş enerjisi maliyetinin son derece ucuzladığını ve bu nedenle karlı bir yatırım haline geldiğini artık birçok kişi görüyor. Firmalar, kurdukları santraller için 6-8 yıl geri dönüş süresi hesap ediyorlar. Pazarda görülen heyecan ve hareket bu gelişmenin bir sonucu. Bu gelişme yakın bir gelecekte daha da hızlanacak ve diğer hiç bir enerji türü güneş enerjisi ile rekabet edemeyecek hale gelecektir. Özellikle depolama ile ilgili teknik sorunlar çözüldükten sonra (ki bunun gerçekleşmesi çok yakın), her ev ve işyeri bir enerji snatrali haline dönüşecek ve temiz, kesintisiz ve ucuz enerji tüm Türkiye’nin ve dünyanın temel enerji kaynağı olacak.

solar-enerji-teknoloji-gunam

“Güneş enerjisine daha stratejik ve ciddi yaklaşılmalı”

Sizce ülkemiz güneş enerjisi pazarı ve yatırımcısı nelere ihtiyaç duyuyor ve tepki gösteriyor? Bundan sonraki süreç için sektöre getireceğiniz öneriler var mı?

Yerli yatırımcıyı ikiye ayırmak gerekiyor: 1) enerji üretmek için GES kuranlar ve 2) GES için yerli ekipman kuranlar. Özellikle yolun başında her iki grubun da desteklenmesi gerekiyor. Birinci grupta olanların bir kısmı ithal ürünler kullanıyor olabilir. Bu grubun desteklenmesi için GES kullanımının yaygınlaşması yeterli bir gerekçe. İthal ürün saplantısından kurtulmak gerekiyor. Yerli ürün-ithal ürün diğer tüm santraller için tartışma konusu olmaz iken GES için bu kadar konu olması anlaşılır gibi değil. GES kullanarak yapılacak her türlü yatırım için finans mekanizmaları geliştirmesi veya finansçıları bu konuda teşvik etmesi gerekir. Bankaların daha ucuz ve yaygın biçimde kredi sağlamalarını sağlayacak mekanizmaların geliştirilmesi gerekir. Ayrıca özellikle bireysel kullanıcılar için kolay ve teşvik edici kurallar oluşturularak evlerde güneş panellerinin kullanılması teşvik edilmelidir. Bugün doğrudan evdeki prizinize bağlayarak çalıştırabileceğiniz (220 V sağlayan) montajı kolay modüller piyasada mevcuttur ve kullanımı son derece kolaydır. Bu konuda yapılacak basit bir düzenleme ile birden bire milyonlarca kişinin evinde küçük GES ler oluşturması mümkündür.

Öte yandan yukarıda verilen gerekçelerden yerli sanayinin desteklenmemesi gerektiği anlamı kesinlikle çıkartılmamalı. Tam tersi, yerli ekipman ve teknoloji üreticilerinin çeşitli biçimlerde desteklenmesi gerekir. Başta Almanya ve Çin olmak üzere diğer tüm ülkelerde bir şekilde ekipman ve teknoloji üreticileri destekleniyor. Mevcut YEK yasasında var olan enerji alımına bağlı destek mekanizmasının tam olarak çalıştırılması gerekir. Bu yasaya bağlı çıkartılan yerlilik oranları yönetmeliğinin yeniden gözden geçirilerek, yerli üreticilerin daha kolay desteklenmesi için gerekli düzenlemeler yapılması gerekir. Özellikle yolun başında olan bu yatırımcıların can temel sorunu bürokratik zorluklar gibi gözükse de bunların zamanla çözüleceğine inanıyorum. Yatırımcıların daha hızlı hareket edebilmeleri için devletin, yenilenebilir enerji yatırımları için finans mekanizmaları geliştirmesi veya finansçıları bu konuda teşvik etmesi gerekmekte. Örneğin güneş enerjisi ile üretilen elektriğin alım garantisi yasa ile belirlenmiş olmasına rağmen, piyasadaki belirsizlik ve güvensizlik sebebi ile bankalar özellikle bu yatırımlar için özel krediler oluşturmuyor. Oysa kamu bu konuya daha stratejik ve ciddi yaklaştığı imajını doğru yayarsa, bu gibi finansal mekanizmalar kendiliğinden oluşmaya başlayacaktır. Burada üreticilere ve sivil toplum örgütlerine de önemli görevler düşüyor. Bir yandan kullanıcılara güneş enerjisinin ucuz, kolay ulaşılabilir ve temiz enerji olduğunu anlatırken, öte yandan da karar vericiler üzerinde baskı oluşturarak tüm engellerin kaldırılmasını sağlamak gerekiyor.

*”Bu yazı Enerji Panorama dergisinin Mart 2015 sayısı için hazırlanmış ve yayınlanmıştır. Yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Türkiye Enerji Vakfı’na aittir. Tekrar yayınlanması halinde kaynak gösterilerek bu sayfaya aktif bağlantı sağlanması zorunludur.”

Share.

About Author

Türkiye Enerji Vakfı (TENVA), enerji kaynakları, teknolojileri, politikaları ve enerji piyasalarında gerçekleşmekte olan ulusal ve uluslararası gelişmelere aktif katkı sunmak için 2012 yılında faaliyetlerine başladı. Enerji sektörüne özel Türkiye'nin ilk ve tek düşünce kuruluşu olmanın verdiği ağırlıkla çalışmalarını gerçekleştiren TENVA bünyesinde; Enerji Teknolojileri ve Sürdürülebilirlik Araştırma Merkezi, Uluslararası Enerji Politikaları ve Diplomasisi Araştırma Merkezi, Enerji Piyasaları ve Düzenleyici İşlemler Araştırma Merkezi yer almaktadır. TENVA, dünya piyasalarındaki eğilimler ve politik gelişmeler dikkate alınarak; uluslararası bir bakış ve disiplinler arası bir anlayış ile sektörü ele alıyor ve bu anlayış çerçevesinde 2013 Haziran ayından bu yana aylık olarak Enerji Panorama dergisini yayınlıyor.

1 Yorum

  1. Pingback: Türkiye’nin Güneş Enerjisi Liderleri | Kimya Haberleri

Yorum Bırakın!