“Kapasite Mekanizması Yönetmeliğine Dair Ön Değerlendirme”

0

Doç. Dr. Kürşad Derinkuyu
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi-TENVA Direktörü

Kürşad DERİNKUYU@Twitter

20 Ocak 2018’de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Elektrik Piyasası Kapasite Mekanizması Yönetmeliği” ile ülkemiz elektrik piyasalarında yeni bir dönem açılmış oldu. Yaralanacak tesislerin oldukça dar bir çerçevede çizildiği yönetmelikte kapasite piyasaları yerine kapasite ödemeleri tercih edilmiş.*

Burada getirilen ödeme modelini 2017 PTF gerçekleşmeleri ışığında inceleyeceğiz. Henüz TEİAŞ ve EPDK’nın parametre belirlemeleri tamamlanmadığından farazi düzlemde analizimizi yapacağız. Hesabımızda şimdilik kolaylık olması açısından 1 MW kurulu gücünde bir santralin, her saat dur kalk yapabildiği ve sabit maliyet hesabında 8760 saat çalıştığı varsayımını yapacağız. Gelir olarak sadece Gün Öncesi Piyasası gelirlerini esas alacağız. TEİAŞ için bir bütçe kısıtlaması yapılmadığı önermesiyle elde edilebilecek en yüksek kapasite ödemesini bulacağız.

Bilindiği üzere değişken maliyetin üzerinde bir PTF’in olduğu durumda ilgili santralin çalışması beklenir. Yatırımcı, buradan elde ettiği fazlalıkla yatırım maliyetlerini (sabit maliyetler) çıkarmayı ümit eder. Ancak sistemde bulunan piyasa dışı etkenler bu hesapları tersine çıkarabilir. Şimdiye kadar bu yatırımcıların aldığı bir riskti. Kapasite ödemeleri ile bu riskin bir kısmının iletim bedeli ödeyen kişi ve kurumlar tarafından üstlenilmesinin önü açılmış oldu.

İlgili yönetmeliği iki açıdan inceleyeceğiz. Birinci görüşte ilgili santraller çalışır durumda olsun olmasın bu kapasite ödemelerini aldığını varsayalım. Bu durumda PTF ve değişken maliyetlerin birbirine çok yakın olduğu durumlardaki dur kalk kararları haricinde Gün Öncesi Piyasası’nda belirgin bir değişiklik olmayacaktır. Çalışma kararı sadece değişken maliyetin üzerinde olduğu durumlar için alınacaktır.
Tablo 1’de 2017 PTF’leri kullanılarak değişken maliyetin üzerinde çalışan bir santralin elde edeceği gelirleri ve toplam maliyet fazlasını göstermektedir. Görüldüğü üzere toplam maliyetin 150 TL / MWh üzerinde olduğu durumlarda santraller zarar etmektedir.

Tablo 2’de kapasite ödemeleri yapmamız halinde bu santrallerin artık hem sabit hem de değişken maliyetleri karşıladıklarını, herhangi bir risk almadan operasyonlarına devam edebildiklerini görmekteyiz. Tablo 2’den de görüleceği üzere sabit ve değişken maliyet ihtiyacı arttıkça kapasite ödemelerinin ciddi bir şekilde arttığı gözükmektedir. Bu yüzden sistemde verimsizliği çok artırmamak için ilk etapta parametrelerin düzgün seçilmesi son derece önem taşımaktadır.İkinci görüşte ilgili santraller sadece çalışır durumda iseler ancak bu kapasite ödemelerini aldığını varsayalım. Bu durumda PTF artı sabit maliyetin değişken maliyetleri geçtiği durumda ilgili santralin çalışması beklenir. Kapasite ödemesi almış santrallerin çalışma saatlerini artıracağından Gün Öncesi Piyasası’nda fiyatların bir miktar düşmesi beklenebilir.

Santraller kapasite ödemesi alabilmek için ödemelerin bir kısmını fazladan çalışmak için harcayacaklarından toplam maliyet fazlasında bir miktar düşüş yaşanacaktır. Tablo 3, kapasite ödemesi alabilmek için çalışmak zorunda olunan durum için santrallerin yeni toplam maliyet fazlasını göstermektedir. Bu durumda yüksek maliyetli santrallerin toplam maliyet fazlalıklarının hafif negatifte kaldığı görülmektedir.

Piyasamızda halihazırda Yİ/YİD/İHD, YEKDEM’den yararlananlar, kömür alım garantileri ve nükleer santraller için alım garantisi varken ve piyasa koşullarına uygun çalışıp çalışmadığı tartışma konusu olan kamu santralleri gücünü korurken, kapasite ödemeleri ile beraber sanıyoruz piyasa dışında ek bir ödeme hakkı olmayan yatırım modeli kalmamış oldu.

2018 yılında yapılacak kapasite ödemelerine esas yıllık bütçe, kapasite mekanizmasından yararlanması kabul edilmiş tesis listesi, her kaynak türü için ayrı ayrı olmak üzere kapasite ödemelerinin hesaplanmasında dikkate alınan sabit maliyet bileşeni, değişken maliyet bileşeni ve öngörülen kapasite kullanım oranı belirlendiğinde daha detaylı bir analiz ile konu daha açık bir şekilde anlaşılacaktır. Ülkemiz için hayırlısı olsun.

*”Bu yazı Enerji Panorama dergisinin Şubat 2018 tarihli sayısı için özel hazırlanmıştır. Yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Türkiye Enerji Vakfı’na aittir. Tekrar yayınlanması halinde kaynak gösterilerek bu sayfaya aktif bağlantı sağlanması zorunludur.”

Share.

About Author

Türkiye Enerji Vakfı (TENVA), enerji kaynakları, teknolojileri, politikaları ve enerji piyasalarında gerçekleşmekte olan ulusal ve uluslararası gelişmelere aktif katkı sunmak için 2012 yılında faaliyetlerine başladı. Enerji sektörüne özel Türkiye'nin ilk ve tek düşünce kuruluşu olmanın verdiği ağırlıkla çalışmalarını gerçekleştiren TENVA bünyesinde; Enerji Teknolojileri ve Sürdürülebilirlik Araştırma Merkezi, Uluslararası Enerji Politikaları ve Diplomasisi Araştırma Merkezi, Enerji Piyasaları ve Düzenleyici İşlemler Araştırma Merkezi yer almaktadır. TENVA, dünya piyasalarındaki eğilimler ve politik gelişmeler dikkate alınarak; uluslararası bir bakış ve disiplinler arası bir anlayış ile sektörü ele alıyor ve bu anlayış çerçevesinde 2013 Haziran ayından bu yana aylık olarak Enerji Panorama dergisini yayınlıyor.

Yorum Bırakın!