Enerji Piyasalarında Dikey Ayrıştırma ve Perakende Satış Rekabeti

1

Yrd. Doç. Dr. Fatih Cemil ÖZBUĞDAY
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
İktisat Bölümü Öğretim Üyesi, TENVA Direktörü

Fatih Cemil Ozbugday @Twitter

 

Enerji piyasalarında dikey-bütünleşik bir modelden rekabet temelli bir modele geçmek oldukça karmaşık bir süreçtir ve bu süreç hakkında alanında en iyi akademisyenlerin, mühendislerin, iktisatçıların ve hukukçuların bile bir fikir birliği yoktur. Bu sürecin karmaşıklığı, enerji piyasalarında mevcut olan pozitif dikey sinerjilerden kaynaklanmaktadır. Örneğin, elektrik piyasalarında sistemin gerçek zamanlı dengelenmesi, elektrik arz zincirindeki bütün halkaların koordine edilmesini gerekli kılmaktadır. Benzer bir şekilde, enerji piyasalarında faaliyet gösteren bir teşebbüs, arz zincirinin diğer halkalarında yer alan firmaların operasyonel ve stratejik kararlarından etkilenmektedir.*

Enerji piyasalarının dönüşümünde, perakende satış rekabetinin işlemesi için önerilen çözüm dikey ayrıştırmadır. Buna göre, perakende satış ve dağıtım faaliyetleri birbirinden ayrıştırılmaktadır. Söz konusu ayrıştırma farklı biçimlerde olabilir. Örneğin, muhasebe ayrıştırmasında perakende satış ve dağıtım faaliyetlerinin muhasebe kayıtları ayrı ayrı tutulurken mülkiyet ayrıştırmasında perakende satış ve dağıtım faaliyetlerini yürüten teşebbüsler aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alamaz.

Dikey ayrıştırma Avrupa’da 2003 yılında Avrupa Komisyonu’nun 2. Elektrik Direktifi ile birlikte başlamıştır. Avrupa’da dikey ayrıştırmanın en yaygın görülen formu hukuki ayrıştırmadır. Buna göre perakende satış ve dağıtım faaliyetlerini yürüten firmalar iki ayrı tüzel kişilik olarak faaliyetlerini sürdürmekle beraber aynı ekonomik bütünlük içinde yer alabilirler. Öte yandan, Hollanda dikey ayrıştırma konusunda daha da ileri giderek mülkiyet ayrıştırmasını benimsemiş ve sonrasında perakende satış firmalarını özelleştirmiştir. Amerika Birleşik Devletleri’nin dikey ayrıştırmaya yaklaşımı ise daha farklı olmuştur. Gerek Kaliforniya’daki 2000-2001 enerji krizi gerekse de enerji piyasası düzenlemesine federal düzeyde farklı yaklaşımlar perakende satış rekabetinin, dolayısıyla da dikey ayrıştırmanın önünü kesmiştir.

Dikey Ayrıştırmanın Perakende Satış Rekabeti için Önemi

Her ne kadar dikey ayrıştırma, perakende satış rekabetinin işlemesi için çözüm olarak görülse de şu ana kadar piyasaların yaşadığı deneyimler dikey ayrıştırmanın rekabet için gerekli olduğunu ancak yeterli olmadığını göstermiştir. Dağıtım şirketlerinin menfaatleri doğrultusunda perakende satış şirketlerinden birine (muhtemelen aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer aldıklarına) karşı öncelikli ve tercihli muamele etme güdüleri her zaman var olmuştur. Bunun neticesinde ise enerji tedarik piyasasında pazara yeni girişlerin ve rekabetin gelişmesinin engellenmesi riski ortaya çıkmıştır. Pratikte, şebeke işletmecilerinin bazı tedarikçilerin müşterilerini şebekeye bağlamayı geciktirmeleri ve bazı tedarikçiler için idari engeller çıkarmaları gibi fiyat-dışı ayrımcılıkları tüketicilerin tedarikçi değiştirmesini, dolayısıyla perakende satış rekabetini engellemektedir.

Türkiye’de Dikey Ayrıştırma ve Perakende Satış Rekabeti

Türkiye’de elektrik dağıtım şirketlerinin de fiyat-dışı ayrımcılıklar yoluyla tüketicilerin tedarikçi değiştirmesini zorlaştırdığına dair iddia ve bulgular birçok platformda dile getirilmiştir. Rekabet Kurumu’na yapılan şikayetlerde ve Rekabet Kurumu’nun 2015 yılında yayımladığı raporda dağıtım şirketlerinin fiyat-dışı ayrımcılıklarına dair pek çok iddia yer almaktadır. Rekabet Kurumu’na yapılan ilk şikayetler neticesinde Rekabet Kurumu herhangi bir yaptırımda bulunmamasına rağmen, 2016 yılının ikinci yarısından itibaren dikey ayrıştırmanın tam olarak işlevsel olmamasından ötürü elektrik tedarik piyasasında rekabetin bozulması iddialarının (4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un hâkim durumun kötüye kullanılmasını yasaklayan 6. Maddesinin ihlâlinin) araştırılması için bir dizi soruşturma açıldı. Bu soruşturmaların ikisinde dağıtım ve perakende satış şirketlerinin sahibi olan ana firma da (Enerjisa ve Bereket) soruşturmaya dâhil edildi. Bu soruşturmalarda adı geçen görevli tedarik şirketleri 2015 yılında Türkiye’de perakende düzeyde yapılan elektrik satışlarının yaklaşık üçte birini gerçekleştirmişti. Bu rakam, söz konusu soruşturmaların gerek elektrik piyasası gerekse ulusal ekonomi için ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Sonuç

Sonuç olarak, enerji piyasalarında perakende satış rekabetini öngören ve bunun için dikey ayrıştırmaya başvuran bütün ülkelerde, eksik dikey ayrıştırmadan kaynaklı rekabet problemleri yaşanmıştır. Türkiye’nin yaşadığı deneyim de bundan çok farklı değildir. Rekabet Kurumu tarafından açılan soruşturmaların neticesi (nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın), yakın gelecekte Türkiye’de elektrik piyasasının dinamiklerini önemli ölçüde etkileyecektir.

 

*”Bu yazı Enerji Panorama dergisinin Mayıs 2017 tarihli sayısı için özel hazırlanmış ve yayınlanmıştır. Yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Türkiye Enerji Vakfı’na aittir. Tekrar yayınlanması halinde kaynak gösterilerek bu sayfaya aktif bağlantı sağlanması zorunludur.”

Share.

About Author

Türkiye Enerji Vakfı (TENVA), enerji kaynakları, teknolojileri, politikaları ve enerji piyasalarında gerçekleşmekte olan ulusal ve uluslararası gelişmelere aktif katkı sunmak için 2012 yılında faaliyetlerine başladı. Enerji sektörüne özel Türkiye'nin ilk ve tek düşünce kuruluşu olmanın verdiği ağırlıkla çalışmalarını gerçekleştiren TENVA bünyesinde; Enerji Teknolojileri ve Sürdürülebilirlik Araştırma Merkezi, Uluslararası Enerji Politikaları ve Diplomasisi Araştırma Merkezi, Enerji Piyasaları ve Düzenleyici İşlemler Araştırma Merkezi yer almaktadır. TENVA, dünya piyasalarındaki eğilimler ve politik gelişmeler dikkate alınarak; uluslararası bir bakış ve disiplinler arası bir anlayış ile sektörü ele alıyor ve bu anlayış çerçevesinde 2013 Haziran ayından bu yana aylık olarak Enerji Panorama dergisini yayınlıyor.