“Turkey; in the context of terrorism and critical energy infrastructure”

0
“This article was published in Turkish”
İleri mühendislik teknikleri ve teknolojik yenilikler ile sahip olduğumuz ve bize modern dünyanın kapılarını aralayan, internet, elektrik, ulaşım, sağlık, eğitim gibi tüm somut altyapılarda, soyut anlamdaki tamamlayıcı altyapı, güvenliktir.*

Tüm bu altyapı hizmetlerinin kesintisiz, karşılanabilir fiyatlarla ve de çevreye duyarlı olarak sunulması için gerekli tedbirlerin alınmasını güvenliğin sağlanması olarak tanımlayabiliriz. Ancak, belli bir zaman aralığında tüm koşullar sağlanarak güvenli bir hizmetin sunulmasının gelecekte de böyle devam edeceği manasına gelmemesi nedeniyle güvenlik konusunda mükemmel seviyeye erişilmesinin teknik olarak mümkün olmadığı da kabul edilmesi gereken bir gerçektir.

Enerji Panorama olarak bu yazımızda, kritik enerji altyapılarındaki güvenliğin önemine değinmeye, konuyu son aylarda Türkiye özelinde yaşanan terör olaylarını listeleyip, yapılan akademik çalışmalar ışığında değerlendirmeye çalıştık.

Dünyadaki örneklerine bakıldığında, somut veriler ve tecrübelerin analizi sonrasında alınacak tedbirler ve bu tedbirlerin alınmasında kurumsallaşmak, diğer tüm altyapı türlerinde olduğu gibi enerji altyapı güvenliğinin artırılmasında da etkili. Dolayısıyla tecrübeleri ve anlık verileri analiz edip, gerekli tedbirleri diğer tüm ilgili kuruluşlarla işbirliği içerisinde alabilecek uzmanlaşmış kurumlar, kritik enerji altyapıları güvenliğinin sağlanmasında bir çözüm olarak ortaya çıkmaktadır.

dunya-kritik-enerji-altyapilari

Herhangi bir kavramın kritik olmasını ise, yine bu kavramın hassaslığı, zarar görebilirliği ya da kesintiye uğratılabilirliği belirler ve bu hassaslığın da bazı seviyeleri vardır. Örneğin 24 saate varan elektrik kesintisi metropollerde kaos ve terör sebebi iken petrol boru hatlarındaki 1 haftalık bir kesinti görece daha küçük zararlara neden olabilir. Bu sebeple kritik enerji altyapılarına yapılan saldırılarla verilen zararlar o altyapının kritikliğine göre de değişiklik göstermektedir.

Diğer bir yandan bakıldığında saldırılarda, bireyler ya da ülkeler için var olan yapıya verilen zarar kadar, yine bu bireylerin ya da ülkelerin planlarına ve amaçlarına verilen zarar da bir o kadar önem arz etmektedir.

Yine bir örnek vermek gerekirse, eşsiz coğrafi konumunun da yardımıyla gelecekte doğu ve batı arasında bir enerji koridoru hatta enerji ticaret merkezi (hub) olmayı amaçlayan Türkiye açısından bakıldığında; petrol ve doğalgaz boru hatlarına ya da elektrik iletim altyapısına yapılan saldırılar, uzun vadede Türkiye’ye uluslararası anlamda ciddi bir güç katabilecek yeni boru hatlarının ya da iletim altyapılarının oluşturulmasına karşı da bir engel teşkil etmektedir. Bu sebepledir ki Türkiye’nin dünya enerji arenasındaki hedeflerine ulaşabilmesi için, ‘kritik enerji altyapıları güvenliği’ konusunda tedbirler alarak amaçlarını da emniyete alması gerekmektedir.

Kuzey Irak ile Azerbaycan’dan çıkarılan petrolü boru hatlarıyla uluslararası alıcılara ileten ve içinde bulunduğu bölgedeki doğalgaz kaynaklarını da dünyanın en büyük ikinci doğalgaz pazarı olan Avrupa’ya iletmek isteyen Türkiye’de mevcut iletim hatları üzerinde saldırılar söz konusu olmaktadır. Türkiye’nin çoğunlukla doğusunda son 30 yıldır yaşanan terör eylemleri ise, son yıllarda Türkiye’nin enerji alanında artırmaya çalıştığı rolüyle birlikte, enerji altyapılarına doğru bir değişim sürecine girmiştir.

Türkiye’de 2015 yılı Temmuz ayı sonrasında tekrardan yükselişe geçen Terör eylemlerine bakıldığında geçmişe oranla enerji altyapılarına daha fazla saldırılar olduğu göze çarpmaktadır. Bu nedenle son dönemde enerji altyapılarına yapılan saldırıların küçük bir listesini çıkarmak faydalı olacaktır.

– Son aylarda enerji altyapılarına karşı girişilen saldırılar:

Türkiye-İran doğalgaz boru hattı 28 Temmuz 2015 Ağrı ili sınırları içerisinde kalan bir noktada patlatıldı. Çıkan yangın kısa süre sonra söndürüldü.

Kerkük-Yumurtalık boru hattına 29 Temmuz 2015 saat 03:00’da saldırı düzenlendi. Çevredeki mısır tarlalarına yayılan petrol 10 dönümlük bir alanda zarara neden oldu. Güvenlik güçleri operasyon başlattı.

30 Temmuz’da terör örgütü PKK bu iki saldırıyı üstlendi.

Nüfusunun yüzde 75’i devlet memuru olan ve tüm devlet memurlarının maaşını petrol geliri ile karşılayan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) 3 Ağustos’ta Kerkük-Yumurtalık boru hattına düzenlenen saldırılar nedeniyle 250 milyon dolar zarar ettiğini açıkladı.

boru-hatti-guvenlik

Düşen petrol fiyatları ile birlikte gelirleri de oldukça azalan IKBY tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Kürdistan bölgesinin boru hattına yapılan saldırı sonucunda IKBY’ye verilen zarar 250 milyon dolardır. Bu rakam, Peşmerge, asayiş güçleri ve İçişleri Bakanlığı çalışanlarının bir aylık maaşına tekabül ediyor.”

4 Ağustos 2015 Kars- Bakü – Tiflis – Erzurum doğalgaz boru hattına bomba ile yapılan saldırıdan bir gün sonra Diyarbakır Silvan’da petrol kuyusuna saldırı düzenlendi. Petrol kuyusu, jeneratör ve işçilere ait konteyner ateşe verildi.

19 Ağustos 2015’te IKBY, Kerkük-Yumurtalık boru hattına yapılan saldırının zararının 17 Ağustos itibariyle 501 milyon dolara çıktığını duyurdu.

23 Ağustos 2015 tarihinde Diyarbakır Kulp’ta hidroelektrik santralinin güvenliğini sağlayan güvenlik birimlerine silahlı saldırı gerçekleştirildikten 1 gün sonra Kars’ın Sarıkamış ilçesinde 20 kişilik terörist grubun doğalgaz boru hattına iki ayrı noktadan düzenlediği saldırının ardından büyük bir patlama meydana geldi.

2015 yılı Ekim ve Kasım aylarında boru hatlarına yönelik bir saldırı gerçekleşmedi ancak Milliyet gazetesi 18 Aralık 2015 tarihli haberinde istihbarat birimleri tarafından Kerkük-Yumurtalık boru hattına saldırı yapılması için talimat verildiği bilgisinin ortaya çıkarıldığını duyurdu. 9 Aralık tarihinde şifreli bir mesajla verildiği belirtilen talimat sonrasında boru hatlarına yönelik saldırıların gerçekleşebileceğine dikkat çekildi.

Bu haberin yayınlanmasından 3 gün sonra Mardin Jandarma Komutanlığı ekipleri Kerkük-Yumurtalık boru hattının Nusaybin ilçesi sınırları içindeki bölgede iki büyük tüpün içine yerleştirilen yaklaşık 100 kg patlayıcı buldu. Patlayıcının boru hattına zarar vermeden imhası esnasında yerde 4 metre çapında ve 1,5 metre derinliğinde çukur oluştu.

PKK terör örgütü 2016 yılının Şubat ayında Kerkük-Yumurtalık boru hattına yönelik saldırılarını artırdı. 17 Şubat gecesi boru hattının Şanlıurfa sınırları içerisindeki kısmına saldırı gerçekleştirildi ve petrol akışı bir kez daha durdu.

IKBY Hükümet Sözcüsü Sefin Dizayi 24 Şubat tarihli açıklamasında petrol boru hattının bir haftadır çalışmadığını belirterek IKBY’nin bu süreçteki kaybının 100 milyon doları bulduğunu öne sürdü.

Dizayi’nin açıklamasından 1 gün sonra İdil ilçesinin sınırları içerisinde kalan bölgede bir patlama daha gerçekleşti.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 27 Şubat 2015 tarihinde yapılan açıklamada, petrol akışının 17 Şubattaki patlamadan sonra kesilmesi nedeniyle son patlama sırasında yangın çıkmadığını ve güvenlik güçlerinin çalışmaları sonrasında birden fazla yerde patlayıcı düzeneğinin tespit edildiği duyuruldu.

– Uluslararası aktörlerin etkilerinin analiz edilmesi

Son 7 aylık dönemde Türkiye’nin boru hatlarına yoğunlaşan terör saldırılarına bakıldığında, bölgedeki güçlerin karar alma mekanizmalarını etkilemeye yönelik hareketler yoğunluk kazanmış durumda.

Uluslararası güçlerle çıkarları örtüştüğünde ortak hareket etmekten geri durmayan terörist grupların saldırılarında kendi ana hedefleri kadar, bölgede güç oluşturma ve var olan gücünü artırmaya çalışan ülkelerin de etkisi göz önünde bulundurulmalıdır.

Özellikle Türkiye ile ticari ilişkilerini artıran IKBY’nin, petrolü Türkiye üzerinden dünya pazarlarına göndermek için yaptığı 50 yıllık anlaşmanın bölgedeki diğer aktörleri rahatsız etmesi sonrasında saldırıların yoğunlaşması bu anlamda örnek bir vaka olarak dikkat çekicidir.

Uluslararası ilişkilerde ülkeleri, yurtdışında yaptığı manevralar nedeniyle yurtiçinde sıkıştırmaya yönelik müdahalelerin de hesaba katılması gerekmektedir. Bu sebeple, kritik enerji altyapı güvenliğinin yalnızca tesislerin ve hatların korunması olarak değil, uluslararası gidişatla eşgüdüm içerisinde proaktif bir koruma olarak düşünme gerekliliği doğmaktadır.

patlama-petrol

Kritik enerji altyapılarının güvenliğinin sağlanmasında uluslararası aktörler düşünüldüğünde hesaba katılması gereken diğer bir etken ise siber saldırı tehdididir. Terör örgütlerinin patlayıcılarla yaptığı saldırıları, savunma sisteminin kurulamadığı durumda siber saldırılarda yerine getirebilmektedir. Boru hatlarının herhangi bir noktasındaki basınca, hattın kontrolünü sağlayan sisteme sızılması vasıtasıyla, müdahalede bulunulması yine bir patlamaya ve oluşan hasar sonrasında kesintiye neden olabilir.

– Kritik enerji altyapı güvenliğinde mevcut durum

Gelişmiş ülkelerde kritik enerji altyapı güvenliği üzerinde hassasiyetle durulan bir konudur. Örneğin enerji altyapısının yüzde 80’inin özel şirketler tarafından işletildiği ABD’de enerji altyapılarının güvenliği Homeland Security (Ulusal Güvenlik Bakanlığı) tarafından sağlanmakta ve tesislerin fiziksel güvenliği de özel ekipler tarafından kontrol altında tutulmaktadır.

Türkiye’de ise Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından hazırlanan Kritik Altyapıların Korunması Yol Haritası Belgesine göre ülkemizde kritik enerji altyapılarının güvenliğinin Gözetimsel Kontrol ve Veri Toplama (SCADA) sistemleri ve dağınık kontrol sistemleri tarafından kontrol edildiği bilgisi verilmektedir. Belgede ayrıca, Kritik Altyapı güvenliğinin enerji sektörü bazında Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) sorumluluğunda, tesis bazında ise şirketlerin sorumluluğu altında bulunduğu kaydedilirken Kritik altyapı koordinasyon sorumluluğunun ise AFAD’da olduğu da belirtilmektedir.

Ne yazık ki Türkiye’de kritik enerji altyapı güvenliğini sağlamak için farklı kurumlarla işbirliği içinde çalışan merkezi bir yapı bulunmamaktadır. BOTAŞ boru hatlarının güvenliğini Jandarma ve kolluk kuvvetleri ile sağlamaya çalışmaktadır.

Konuyla ilgili ülkemizde önemli akademik çalışmalardan bir tanesi üzerinden bir süre geçmiş olsa da Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) tarafından yapılmıştır. 13 Mart 2012 tarihli USAK Kritik Altyapı Enerji Güvenliği Projesi Sonuç Raporu’nda Türkiye’deki durumla ilgili şu ifadelere yer verilmiştir:

“2010 yılı itibariyle Jandarma, stratejik öneme sahip 34 tesisin yanı sıra İran-Türkiye, BTC ve Kerkük-Yumurtalık hatlarını kapsayacak biçimde toplam 2379 km uzunluğunda ham petrol ve doğal gaz altyapı sistemini korumaktadır. Boru hatları boyunca Jandarma’ya ait 33 koruma timi ve 35 koruma karakolu bulunmaktadır. Ancak, bu karakolların 28’ine boru hattı altyapı unsurları güvenliğine ek olarak 2007 yılından itibaren aynı zamanda genel güvenlik sorumluluğunun verilmesi nedeniyle, mevcut iş yükü artmış ve Türkiye için stratejik önemi olan boru hatlarının güvenliğini sağlamakta bazı sıkıntılar ortaya çıkmıştır”

Hazar Strateji Enstitüsü, Kritik Altyapıları Koruma Programı tarafından hazırlanan Ocak 2015 tarihli Kritik Enerji Altyapı Güvenliği El Kitabı da önemli bir kaynak olarak görülebilir. Çalışmada enerji sistemlerinin güvenlik sorunu, Kritik Enerji Altyapı Güvenliği kavramı, tehditlerin risk değerlendirilmesi ve tehdit analizi, SCADA sistemleri, siber güvenlik, fiziksel koruma tedbirleri ve güvenlik olayı yönetim planı gibi etmenler incelenmiştir.

Bu çalışmada oluşturulması gereken Kritik Enerji Altyapı Güvenlik Kalkanı 4 ana kısımda incelenmiştir.

Bunlardan birincisi; tehdit ve risk analizi ile saldırı önleyici tedbirlerin alınmasını içeren ‘İstihbarat ve Gözlem aşaması’, ikincisi; koruyucu güvenlik tedbirleri, kriz yönetimi, fiziki ve teknolojik güvenlik, çevresel güvenlik ile hukuki koruma tedbirlerini içeren ‘Saldırı Önleme’, üçüncüsü; zararı asgariye indirme, kurumlar arası işbirliği, acil eylem planları ve soruşturma raporlamayı içeren ‘Acil Müdahale’, ve dördüncüsü; kamu ve özel sektör işbirliği, yerel yönetim-sivil toplum desteği, personel eğitimi ve kamuoyu algısı ile tehdit hakkında bilgilendirmeyi içeren ‘Caydırıcı Önlemler’ olarak sıralanmıştır.

laziok-middle-east-campaign-4-832x333

Türkiye’nin jeopolitik konumunun sağladığı avantajlardan yararlanması, doğu ile batı arasında yalnızca bir enerji koridoru değil aynı zamanda da bir enerji ticareti merkezi olabilmesi için kritik enerji altyapı güvenliğini temin etmesi zaruridir. Çünkü, ticaretin olmazsa olması ticareti yapılan ürünün güvenliğidir.

Bu konuyla ilgili tarihi bir örnek olarak ipek yolu ve bu yolun Anadolu toprakları içerisinde kalan kısmında kurulmuş kervansaraylar gösterilebilir. Bu yapılar, ticari malları taşıyan kervanların emniyetli şekilde ilerleyebilmesi ve konaklayabilmesi için belli aralıklarla kurulmuştur. Kervanların saldırıya uğramaması ve malların güvenli taşınabilmesi için de dönemin fiziksel kuvvetleri emniyeti sağlamışlardır.

Yaşadığımız dönemin en önemli ticari mallarından biri olan enerjinin ve onu taşıyan altyapıların güvenliği hem anlık tedarik sıkıntılarının önlenmesi hem de bir enerji ticaret merkezi olma amacını taşıyan ülkemiz için çok önemlidir.

Bu nedenle, Türkiye’deki istihbarat, asayiş, güvenlik, kuvvetleri ve kamu ve özel sektör adına çalışan şirketlerin koordinasyonunu sağlayarak, uluslararası ilişkileri yorumlama ve verileri analiz etme kabiliyetini haiz, saldırıları en aza indirip güvenliği optimum seviyeye çekmekle görevli merkezi bir yapıya ihtiyaç olduğu gözlemlenmektedir.

*”Bu yazı Enerji Panorama dergisinin Mart 2016 tarihli sayısı için özel hazırlanmış ve yayınlanmıştır. Yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Türkiye Enerji Vakfı’na aittir. Tekrar yayınlanması halinde kaynak gösterilerek bu sayfaya aktif bağlantı sağlanması zorunludur.”

Share.

About Author

Türkiye Enerji Vakfı (TENVA), enerji kaynakları, teknolojileri, politikaları ve enerji piyasalarında gerçekleşmekte olan ulusal ve uluslararası gelişmelere aktif katkı sunmak için 2012 yılında faaliyetlerine başladı. Enerji sektörüne özel Türkiye'nin ilk ve tek düşünce kuruluşu olmanın verdiği ağırlıkla çalışmalarını gerçekleştiren TENVA bünyesinde; Enerji Teknolojileri ve Sürdürülebilirlik Araştırma Merkezi, Uluslararası Enerji Politikaları ve Diplomasisi Araştırma Merkezi, Enerji Piyasaları ve Düzenleyici İşlemler Araştırma Merkezi yer almaktadır. TENVA, dünya piyasalarındaki eğilimler ve politik gelişmeler dikkate alınarak; uluslararası bir bakış ve disiplinler arası bir anlayış ile sektörü ele alıyor ve bu anlayış çerçevesinde 2013 Haziran ayından bu yana aylık olarak Enerji Panorama dergisini yayınlıyor.

Write a comment!