Dünyanın karanlık yüzünü siz aydınlatabilirsiniz!

1

Esen ERKAN-Yazar

İklim değişikliği, buzulların erimesi ve su kaynaklarının tükenmesi… Kabul edelim, tüm bunlar insanları on yıl öncesine oranla daha fazla endişelendiriyor. Uçak yolculuklarından, LED aydınlatmalara, düşük karbon ekonomili şirketlerden hisse satın almaktan, daha çok muz; daha az kırmızı et tüketimine kadar pek çok tüketim alışkanlığının kırılma noktasında karbon ayak izini azaltma çabaları yer alıyor.

Karbon ayak izi denildiğinde en büyük bileşenlerin başında hava taşımacılığı geliyor. Londra’dan New York’a tek bir uçuş yüksek atmosferdeki karmaşık etkilerde göz önünde bulundurulduğunda, bir kişinin yıllık karbon emisyon miktarının yaklaşık dörtte birine eşit oluyor. Bu konuda büyük bir fark yaratmanın en uygun yolu, trenle gitmek ya da uçuş sayısını azaltmaya çalışmak.

İkinci önemli yaşam tarzı değişikliği ise daha az et yemek; özellikle sığır eti ve kuzu içeren yemeklerin azaltılmasının önemi vurgulanıyor. İnekler ve koyunlar, güçlü bir küresel ısınma gazı olan büyük miktarlarda metan gazı üreticisidir. Bir vegan diyetinin genel karbon etkinizde %20’lik bir fark yaratabildiği hesaplanıyor. Ayrıca, sadece sığır etini yemeyi kesmek bile sağlığınız açısından başlı başına fayda sağlayabilir.

Evin ısıtma kaynakları karbon emisyonlarının diğer önemli bir unsuru. Yetersiz yalıtımlara sahip evler, ısınmak için büyük miktarda enerji kullanımı gerektiriyor. Çatıyı düzgün şekilde yalıtmak, duvarlara yalıtım eklemeleri yapmak ve en önemlisi bu maddi yüklerin uzun dönemde işi yapma maliyetinizi karşılaması mümkün.

Yeni aracınız elektrikli olsun

Eski gaz ve yağ kazanları oldukça savurgan enerji kaynakları olabilir. Mevcut kazanınız iyi çalışsa bile, 15 yaşından büyük tüm cihazların değiştirilmesi düşünülmeye değer. Yakıt kullanımınızı ve faturalarınızı üçte bir oranında veya daha fazla düşebilirsiniz.

Sürüş mesafesi bir diğer önemli konu. Ortalama yeni bir otomobilin kilometre sayısını yılda 15.000’den 10.000 kilometreye düşürmek, bir ton karbondioksiti başka bir deyişle; ortalama bir kişinin ayak izinin yaklaşık % 15’inden fazlasını kurtaracaktır. Araba seyahati hayati önem taşıyorsa, mevcut otomobiliniz ömrünün sonuna geldiğinde elektrikli bir aracı kiralamayı düşünebilirsiniz. Bir akü arabası, özellikle yılda on binlerce mil sürmeniz halinde, yakıt tasarrufu sağlayacaktır. Aracınızı şarj etmek için gereken elektrik kısmen bir gaz veya kömür santralinde üretilecek olsa da, elektrikli araçlar çok daha verimli olduğundan toplam karbondioksit emisyonları düşecektir. Ancak bir elektrikli otomobilin imalatının, benzinli otomobillerin ürettiği miktardan daha fazla emisyon üreteceğini unutmayın. Yeni bir elektrikli araç satın almak yerine, eski arabanızı düzgün bir şekilde muhafaza ederek ve az miktarda kullanıp yolda tutmak daha uygun olabilir. Aynı şey diğer arzulanan birçok öğe için de geçerlidir. Her gün yenilenen teknolojisi ile yeni bir bilgisayar ya da telefon yapmak için gereken enerji, cihazın ömrü boyunca güç sağlamak için kullanması gereken miktar kadardır. Apple, yeni bir dizüstü bilgisayarın karbon ayak izinin % 80’inin kullanılmadığı zamandan yani üretim ve dağıtımından geldiğini söylüyor.

Işıklandırmalarda LED kullanmak…

Son birkaç yılda, LED’ler (ışık yayan diyotlar) ucuz ve etkili hale geldi. Evinizde süslü halojen lambalarınız varsa -günümüzde özellikle mutfak ve banyolarda sık kullanılıyor- LED eşdeğerleri ile değiştirmeniz oldukça mantıklı. LED’ler hem uygun maliyetlere hem de karbon açısından anlamlı sonuçlara sahip. Ayrıca, yaklaşık 10 yıl ömrü olan bu aydınlatma teknolojisi birkaç ayda bir yeni halojen ampul satın alma zorunluluğundan sizleri kurtaracak. Karbondioksit ayak iziniz düşmeyecek, ancak LED’ler o kadar verimli ki, ulusal şebekelere bağlı santralların enerji ihtiyacını azaltmaya yardımcı olacaktır.

Ev Aletleri.  Çamaşır kurutma makinesinin sık kullanımının enerji faturasına şaşırtabilecek ölçüde katkıda bulunduğu savunuluyor. Ancak yeni bir alet satın alırken, en düşük enerji tüketimine sahip olanı satın alarak maddi olarak fayda sağlayacağınızı düşünmeyin. Gerçekten enerji verimli buzdolaplarına veya çamaşır makinesine genellikle şaşırtıcı bir prim gelebilir.

Daha az tüketmek. Az miktarda malzeme satın almak, emisyonları azaltmanın iyi bir yoludur. Yünlü bir takım, bir ay boyunca evinizin elektrik kullanımına eşdeğer bir karbon etkisi gösterebilir. Tek bir tişört, iki veya üç günlük tipik enerji tüketimine eşit emisyonlara neden olmuş olabilir. Daha az ve daha iyi şeyler satın almak önemli bir role sahip.

BİRİKİMLERİNİZİ YENİLENEBİLİR ENERJİYE KAYDIRABİLİRSİNİZ

Yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmak karbon ayak izinin azaltılmasında en önemli çabalardan biri. Çoğu ülkenin yenilenebilir kurulumları için sübvansiyonları hala düşük seviyelerde olsa da, güneş panellerini çatıya koymak her zaman çevresel ve ekonomik bir değer taşıyacak. Yanı sıra, finansman arayan ve ortaklık ile çalışan rüzgar, güneş veya hidroelektrik santrallerinden hisse satın almak da karbon izini azaltma çabasına hizmet edecektir. Finansal getirileri çok büyük olmasa da -örneğin İngiltere’de yılda %5- parayı bir bankaya bırakmaktan çok daha anlamlı bir getirisi olduğuna şüphe yok.

Düşük karbon ekonomisine geçişi destekleyen şirketlerden hisse satın almak da yatırım odaklı diğer bir çaba olarak görülebilir. Günümüzde artan sayıda işletme %100 yenilenebilir enerjiye geçişe kararlıdır. Global tüketim malları işinde olan Unilever, operasyonlarının 2030 yılına kadar karbon-nötrden daha iyi olacağını söylüyor. İklim değişikliğinden endişe edenler, iklim etkilerini azaltmak için en agresif hareket eden işletmelerden satın almaya özen gösterebilir.

Yatırımcılar, fosil yakıt şirketlerindeki varlıkların elden çıkarılmasını savunan hareketi yıllarca göz ardı etti. Büyük yakıt şirketleri ve elektrik üretim işletmeleri bu sayede ihtiyaç duydukları milyarlarca yeni finansman düzeyine yükseldi. Ancak, günümüzde para yöneticileri, petrol şirketlerinin yatırım planlarını desteklemek konusunda giderek daha fazla ihtiyatlı; yenilenebilir enerjiye geçiş için ise daha kararlı davranıyorlar. Dünyadaki pek çok üniversite ve aktivist yatırımcı fosil yakıtlardaki varlıklarını satıyor ve fosil tüketimine yönelik baskıyı sürdürüyorlar.

Çevreci politikacıların oyu artabilir

Modern dünyada politikacıların seçmenlerin istediklerini yapmak eğiliminde olduğu savı henüz geçerliliğini koruyor. İngiltere’de yapılan son büyük devlet araştırması, insanların %82’sinin güneş enerjisi kullanımını desteklediğini ve bunun sadece %4’ünün karşı görüşte olduğunu gösterdi. ABD’de yapılan benzer anketlerde de yenilenebilir lehine sonuçlar çıkıyor. Güneş ve rüzgar için halkın destek seviyelerinin yüksek olduğu bu büyük ekonomiler, kamuoyunun tercihlerinin politik temsilcilere aktif olarak iletilmesine vurgu yapıyor. Fosil yakıtların artık politik olarak çok daha az popüler olduğu netlik kazanıyor.

Yenilenebilir enerji satan perakendecilerden gaz ve elektrik satın almaya çalışmak karbon ayak izini azaltmanın bir başka yolu. Bu tür işletmelerin gelişimine ve maliyet-rekabetçi yakıtlar sunma yeteneklerine katkı sunmak temiz enerjiye geçişi sağlamak için önemli bir adım olarak görülebilir.

Malların ve hizmetlerin karbondioksit etkisi genellikle beklenenden çarpıcı farklılıklar gösterir. Small World Consulting’in Baş Danışmanı ve karbon ayak izi konusunda uzman olan Mike Berners-Lee’nin kitabı “Muzlar Ne kadar Kötüdür?- How Bad Are Bananas?” tam da bu tüketimleri eğlenceli ve bilgilendirici bir dille anlatıyor. Araştırmaya göre; özellikle AB’de tüketilen muzlar daha çok deniz yoluyla gönderildikleri için karbon salımı etkileri Peru’dan gelen organik kuşkonmaz ile karşılaştırıldığında çok daha iyi.

En çevreci gıda muz

Muz düşük karbonlu gıda tüketimine önem verenler için oldukça güçlü bir aday. Sadece 80g karbondioksit ile 140 kalorinin yanı sıra, C vitamini, B6 vitamini, potasyum ve lif gibi çok miktarda besin alınabiliyor. Kitapta muzların diğer besinlerle karşılaştırıldığında böylesine küçük karbon ayak izlerine sahip olmasının üç temel nedeni olduğu belirtiliyor:

• Doğal güneş ışığında yetiştirilirler ve ek olarak yoğun bir sıcaklık gereksinimleri yoktur.

• Rahat muhafaza edilebilirler. Binlerce mil ileriye götürülecek olsalar dahi, taşıma %1’lik bir karbondioksit salımı yapan teknelerle de yapılabilir.

• Kendi paketlerini sağladıkları için neredeyse hiç ambalajlanma ihtiyaçları yoktur.

Tüm bunların yanında, hangi farkındalığı tercih edeceğiniz ise tamamen size kalmış durumda: “Çevresel tahribatlar ile dünyanın sonunun geldiğini kabul etmek mi; yoksa büyük bir yük gemisinin saldığı karbon miktarının 50 milyon arabanın saldığı karbon miktarına zaten eşit olduğu bir dünyada yaşıyor olmamıza rağmen mücadeleye devam etmek mi?” Seçim sizin…

 

Share.

About Author

Türkiye Enerji Vakfı (TENVA), enerji kaynakları, teknolojileri, politikaları ve enerji piyasalarında gerçekleşmekte olan ulusal ve uluslararası gelişmelere aktif katkı sunmak için 2012 yılında faaliyetlerine başladı. Enerji sektörüne özel Türkiye'nin ilk ve tek düşünce kuruluşu olmanın verdiği ağırlıkla çalışmalarını gerçekleştiren TENVA bünyesinde; Enerji Teknolojileri ve Sürdürülebilirlik Araştırma Merkezi, Uluslararası Enerji Politikaları ve Diplomasisi Araştırma Merkezi, Enerji Piyasaları ve Düzenleyici İşlemler Araştırma Merkezi yer almaktadır. TENVA, dünya piyasalarındaki eğilimler ve politik gelişmeler dikkate alınarak; uluslararası bir bakış ve disiplinler arası bir anlayış ile sektörü ele alıyor ve bu anlayış çerçevesinde 2013 Haziran ayından bu yana aylık olarak Enerji Panorama dergisini yayınlıyor.