Artan Yenilenebilir Enerji Yatırımları Elektrik Piyasalarını Nasıl Etkileyecek?

1

Dr. Fehmi Tanrısever-Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi

Fehmi TANRISEVER @Twitter

Son 10 yılda, yenilenebilir enerji üretim teknolojilerindeki gelişmelere paralel olarak, bütün dünyada yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payı önemli ölçüde artmıştır. Örneğin, Avrupa Birliği’nde 2016 yılında gerçekleşen 24.5GW yeni enerji yatırımının, 21.1GW’ını (yaklaşık %86’sını) yenilenebilir enerji yatırımları oluşturmuştur[1]. Bu yatırımlara paralel olarak Avrupa Birliği yenilenebilir enerjinin toplam üretim içindeki payını 2020 yılına kadar %20’ye çıkarmayı hedeflemektedir.*

Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimi içindeki payının hızla artmasıyla beraber, Türkiye’de ve dünyada elektrik piyasaları ciddi bir değişimin eşiğine gelmiş bulunmaktadır. Genelde, yenilenebilir enerji yatırımlarının sabit maliyetleri yüksek, fakat marjinal işletme maliyetleri neredeyse sıfırdır. Dolaysıyla gün öncesi piyasasında (GÖP) ‘merit order’a en alttan girerek, fiyatından bağımsız sürekli bir arz oluşturmaktadırlar. Dolayısıyla, GÖP’te oluşan üretici fiyatlarını azaltıcı yönde bir etki oluştururlar. Ancak bu durum tüketici fiyatlarının da azalacağı anlamını taşımamaktadır. Aksine, bütün dünyada olduğu gibi, yenilenebilir enerji teşvikleri neticesinde oluşan maliyetler son tüketiciye yansıtıldığı için, tüketici fiyatları artmaktadır.

Sonuç olarak, yenilenebilir enerji yatırımları piyasadaki üretici fiyatlarını azaltırken, tüketici fiyatlarını da artırmaktadır. Örneğin, Türkiye’de 2016 yılında üretici fiyatları (GÖP fiyatları) 13,5 krş/kWh iken YEKDEM maliyeti 2,55 krş/kWh olarak gerçekleşmiştir. 2017 yılı için ise YEKDEM portföyünde %17’lik bir artış ile YEKDEM maliyetinin 4.10 krş/kWh’a ulaşması beklenmektedir. Yüzdesel olarak bu maliyet üretici fiyatlarının %30’una karşılık gelmektedir. Şekil 1, Türkiye’de YEKDEM maliyetinin zaman içindeki gelişimi göstermektedir.

Bununla beraber, yenilenebilir enerji yatırımlarının tüketici fiyatlarına olan net etkisi YEKDEM maliyetinden daha düşüktür, zira yukarıda açıklandığı üzere yenilenebilir enerji yatırımları üretici fiyatlarını da azaltmaktadır. Örneğin, Türkiye’de %25 kapasite faktörüne sahip 1000MW’lık bir yenilenebilir enerji üretim tesisi, üretici fiyatlarını yaklaşık olarak 0,4 krş/kWh azaltır. Dolayısıyla yenilenebilir enerji yatırımlarının tüketici fiyatlarına etkisi YEKDEM maliyetinin çok daha altındadır. Özellikle son yıllarda yenilenebilir enerji ihalelerinde oluşan fiyatların piyasa fiyatlarına yakın gerçekleşmesi ile beraber, yenilenebilir enerjinin tüketici fiyatlarına olan etkisi giderek azalmaktadır.

Yenilenebilir enerji yatırımlarının asıl önemli etkisi üretici fiyatları üzerindedir. Ülkemizde kurulacak her 1000MW’lık yenilenebilir üretim tesisi (%25 kapasite faktörü varsayımı ile) üretici fiyatlarını 0,4 kr/kWh azaltmaktadır. Bu durum Avrupa Birliği’nde de çok net bir şekilde kendisini hissettirmektedir. Örneğin Cludius ve ark. (2014) yenilenebilir enerjinin Almanya’da 2012 yılında “merit order”a olan etkisini 10€/MWh olarak hesaplamışlardır. Oransal olarak, bu durum üretici fiyatlarını %20 azaltmaktadır[2]. Aynı çalışma, 2016 yılı için yenilenebilir enerjinin fiyatlara etkisinin 16€/MWh’e kadar çıkacağını hesaplamıştır. Son 10 yılda, Avrupa’da üretici fiyatlarının gerilemesinde yenilenebilir enerjinin önemli bir payı vardır. Şekil 2, Avrupa’daki ortalama üretici fiyatlarının zamanla değişimini göstermektedir. 2011 yılında ortalama 55 €/MWh olan fiyatlar 2016 yılında 35€/MWh’e kadar gerilemiştir. 2008 yılına göre fiyatlardaki düşüş %70’e yaklaşmıştır. Türkiye’de de benzer bir durum yaşanmakla beraber, fiyatlardaki düşüş daha makul seviyelerdedir.

Şekil 2: Avrupa’daki ortalama üretici fiyatlarının zamanla değişimi[3]

Üretici fiyatlarındaki gerileme, öncelikle konvansiyonel enerji üretim tesislerini tehdit etmektedir. Pek çok doğalgaz kombine çevrim santralinin ve kömür santralinin bu fiyat seviyelerinde –teşvik olmaksızın- rekabet edebilmesi oldukça zordur. Bunun sonucu olarak da ülkemizde pek çok doğalgaz kombine çevrim santrali üretime ara vermek durumunda kalmıştır. Ancak bu durum, büyük bir piyasa tekâmülü öncesinde sadece bir başlangıç mahiyetindedir. Ülkemizde güneş enerjisinden üretim sadece yüzde bir civarındadır. Önümüzdeki yıllarda bu oranın hızlı artması ve %10 düzeylerine çıkması beklenmelidir. Ayrıca güneş enerjisi puant saatlerde sisteme gireceği için, puant saatlerde önemli kayma ve azalmalara neden olacaktır (Kaliforniya örneğinde olduğu gibi).  Sonuç olarak, özellikle eski teknoloji doğalgaz santrallerinin yakın gelecekte baz yük yada “peaker” olarak üretim yapmasının imkansız olacağı öngörülebilir. Üretici fiyatlarındaki bu düşüş, kömür santrallerini dahi tehdit edecek duruma gelecektir.

Önümüzdeki 5-10 yıl içinde, elektrik piyasasını şekillendirecek önemli güçler yenilenebilir enerji, esnek üretim ve depolama teknolojileri olacaktır. Yakın gelecekte piyasada sadece çok rekabetçi baz yük santralleri, esnek üretim kabiliyeti ile hızlıca devreye girip çıkabilen dolayısıyla da dengeleme hizmeti verebilecek sistemler ve enerji depolama sistemleri varlığını sürdürecektir. Enerji Panorama’daki gelecek yazılarımda bu konuyu daha detaylı incelemeye devam edeceğim.

 

[1] https://www.theguardian.com/environment/2017/feb/09/new-energy-europe-renewable-sources-2016

[2] Cludius, Johanna, et al. “The merit order effect of wind and photovoltaic electricity generation in Germany 2008–2016: Estimation and distributional implications.” Energy Economics 44 (2014): 302-313.

[3] http://eur-lex.europa.eu/legal-content/en/TXT/?uri=CELEX%3A52016DC0769

 

*”Bu yazı Enerji Panorama dergisinin Nisan 2017 tarihli sayısı için özel hazırlanmış ve yayınlanmıştır. Yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Türkiye Enerji Vakfı’na aittir. Tekrar yayınlanması halinde kaynak gösterilerek bu sayfaya aktif bağlantı sağlanması zorunludur.”

Share.

About Author

Türkiye Enerji Vakfı (TENVA), enerji kaynakları, teknolojileri, politikaları ve enerji piyasalarında gerçekleşmekte olan ulusal ve uluslararası gelişmelere aktif katkı sunmak için 2012 yılında faaliyetlerine başladı. Enerji sektörüne özel Türkiye'nin ilk ve tek düşünce kuruluşu olmanın verdiği ağırlıkla çalışmalarını gerçekleştiren TENVA bünyesinde; Enerji Teknolojileri ve Sürdürülebilirlik Araştırma Merkezi, Uluslararası Enerji Politikaları ve Diplomasisi Araştırma Merkezi, Enerji Piyasaları ve Düzenleyici İşlemler Araştırma Merkezi yer almaktadır. TENVA, dünya piyasalarındaki eğilimler ve politik gelişmeler dikkate alınarak; uluslararası bir bakış ve disiplinler arası bir anlayış ile sektörü ele alıyor ve bu anlayış çerçevesinde 2013 Haziran ayından bu yana aylık olarak Enerji Panorama dergisini yayınlıyor.